Ağız Kokusundan Kurtulmak Artık Zor Değil
1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun ağız ve dişlerinizin temizliğine dikkat edin Diş …
Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ne sizi uyutuyor ne de onu! Anne-baba olarak içiniz sızlıyor. Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor? Öksürük gerçekte vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve solunum yollarının en üstünden (burun içi bir sorundan) en altına kadar herhangi bir noktadan kaynaklanabilir. Kişi öksürerek üst veya alt solunum yollarındaki enfeksiyon etkeni ve alerjik madde gibi yabancı cisimleri vücudundan atmaya çalışır. Bu refleks mekanizmanın baskılanması çocuklarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için öksürük kesici ilaçlar çocuk yaş grubunda kullanılmamalıdır. Çocuklarda tedavi uygularken amaç öksürüğü kesmek değil, öksürüğe neden olan sorunu oradan kaldırmak olmalıdır
* Burun akıntısı
* Boğaz ağrısı
* Baş ağrısı
* Ateş
* Kusma
* Hırıltı, hışıltı
* Sık nefes alma
* Zor nefes alma öksürüğe eşlik edebilir.
YÜKSEK ATEŞ VARSA DİKKAT!
Öksürüğe eşlik eden bulgular arasında yüksek ateş (39 ve üzeri) zor ve sık nefes alma, morarma gibi sorunlar varsa acil doktora başvurmak gerekir. Özellikle yemek esnasında ani başlayan öksürük zor ve sık nefes alma eşlik ediyorsa yabancı cisim yutulması düşünülür, çok acil tanı konup tedavi edilmesi hayati önem taşır. Çok yüksek ateş (39 ve üzeri) ile birlikte görülen öksürüklerde alt solunum yolu enfeksiyonu (zatürree) riski olduğundan, acil tanı ve tedavi şarttır. 3 haftadan kısa süren akut öksürük nedenleri arasında kış aylarında başta üst solunum yolu enfeksiyonları gelir.(Farenjit, tonsilit, otit, sinüzit, krup-larenjit vs…) 3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ise enfeksiyonlarla birlikte alerjik hastalıklar (alerjik bronşit, astım) ön planda düşünülür. Ülkemizdeki sıklığı göz önüne alındığında kronik öksürüklerde tüberküloz-verem hastalığı da unutulmamalıdır.
VÜCUDUNUN DİRENCİNİ ARTTIRIN
Özellikle yuva veya kreşe giden çocuklarda kış aylarında her ay hafif üst solunum yolu enfeksiyonları geçirilebilir. Öksürük kısa süreli ise, ateş ve solunum sıkıntısı eşlik etmiyorsa bu yaş grubundaki çocuklarda öksürük ilaçları kullanmaya gerek yoktur. Vücut direncini artırmak, dengeli bir beslenme düzeni sağlamak gibi önlemlerle kısa süreli öksürüklerde iyileşme sağlamak mümkündür
Tags: alerjik öksürük, bebeklerde bronşit, bebeklerde faranjit, bebeklerde hırlama, bebeklerde kuru öksürük, beyaz balgam, bronsit, bronşit bulaşıcımıdır, bronşit hastalığı, çocuk astım, çocuk enfeksiyon, çocuk göz, çocuk hastalığı, çocuk hastalık, çocuk kabızlık, çocuk kusma, çocuk nedir, çocuk öksürük, çocuk sağlık, çocuk tedavisi, çocuklarda astım, çocuklarda astım tedavisi, çocuklarda bronşit tedavisi, çocuklarda geçmeyen öksürük, çocuklarda hırıltı, çocuklarda kuru öksürük, çocuklarda öksürük tedavisi, çocuklarda zatürre, çocukta bronşit, kuru oksuruk, kuru öksürük sebepleri, öksürmenin nedenleri, öksürük nasıl giderilir, öksürük nedenleri, öksürük sebepleri, öksürük tedavi, reflü öksürük, sağlık öksürük, sinüzit öksürük, soğuk algınlığı öksürük, sürekli öksürük, zatüriye, zatürre bulaşıcımıdırBazı çocuklar ilaç içmeyi sevmezler ve sonuna kadarda bu konuda mücadele ederler oysa hastalığının iyi olması adına doktorun vermiş olduğu ilacı içmek zorundadır bu konuyla ilgili çocuğunuza yaklaşım ve ilaç içirilmesi hususunda uzmanlardan alınan bilgileri dikkatlice okuyun. Çocuklara İlaç İçirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Çocuğunuz ilaç içerken en az 45 derece açılı oturuyor ya da ayakta duruyor olmalı. Böylelikle boğulma olasılığı azalır. İlacı ağzının yan tarafından verin. Ağzının tam ortasından verirseniz öğürme refleksini başlatmış olursunuz. Tablet halinde olanları dilinin gerisine koyun, yoksa tükürülme olasılığı artar. İlacın tadı kötüyse saklamaya çalışın. Elma püresi, yoğurt, muhallebi, fıstık yağı veya reçel kullanabilirsiniz. Çocuğunuz güçlük
çıkartıyorsa dondurma, çikolata veya yumuşak şekerle vermeyi de deneyebilirsiniz.İlacı meyve suyu, hazır mama (süt şeklinde) yada sütle karıştırmak aslında etkin olmaz; çünkü ilacın büyük bir kısmı bu sıvıyı içeren biberon yada bardakta kalacaktır. Sıvıyla karıştırmanız gerekirse az sıvı kullanın böylelikle ilacın tümü çocuğun sistemine ulaşsın.
Kaşık kullanırsanız ölçülü tüpte olanlarını kullanın. Yemek takımınızdaki kaşıklarınızı değil.
İlacı çocuğa asla “Şeker” diye adlandırmayın. İlaç olduğunu söyleyin ki çocuğun aklında tehlikeli bir karışıklık olmasın.
Küçük çocuklardan kendi ilacını almasını istemeyin. İlacını alırken mutlaka yanında bulunun.
Pazarlık ya da vaatte bulunmayın. Çocuk ilacını içmesinin şart olduğunu; pazarlık konusu olamayacağını bilmeli. Hangi kap yada kadinca.net kaşıkla içeceğine ve neyin eşliğinde içeceğine şeçim hakkı verseniz de bu seçim ilacı içip-içmemek konusunda olmamalı.
İlacını almak istemeyen çocuğu cezalandırmayın. İlaç içmeyi hiç birimiz sevmeyiz. Tutarlı ve ikna edici şekilde yaklaşımınızı sürdürün.
Ve çocuğunuz ilacını içince, kocaman bir kucaklamayla ve övgüyle onu ve kendinizi kutlamayı unutmayın.kadinca.net
Bebeklere İlaç İçirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yaşa göre şu yöntemler yardımcı olabilir;
Bebeğinizi 45 derecelik açıyla tutun, elleri aşağıda ve başı destekli olsun. Plastik bir şırınga ya da damlayla ya da bir biberon memesi aracılığıyla ağzının yan tarafından, dilinin gerisine doğru ilacı damlatın. Yanak boşluğuna boşaltırsanız ilk fırsatta tükürür. İlacı bebeğin boğazına da boşaltmayın; çünkü boğulabilir. İlacın peşinden süt ya da meyve suyu verin.
1- 4 Yaş arası
İlacın acılığını şu yöntemlerle hafifletebilirsiniz;
İlacı soğutun ya da vermeden önce çocuğunuza buz yada buzlu yalamalıklardan verin. İlacın peşinden de sevdiği bir içeceği içirtin. Soğuk tat dokularını da bir süreliğine çalışmaz hale getireceğinden ilacın tadı öğürtmez.
İlacı çikolatalı sos ya da meyve suyu tozu gibi bir şeyle karıştırın. Yalnız karışımın tamamını verin. Ya da elma suyu gibi bir sıvıyla (miktar çok az olsun) karıştırıp, tamamını içirin.
1 ve 4 yaş arası çocuklar ilaca çok karşı koyabilirler. Özellikle yiyecek-içecek seçen çocuklar içmek istemeyeceklerdir.
Çocuğunuzun bu konuda fikirlerini dinlemeyi ihmal etmeyin. Gerekli iş birliğini bu şekilde elde edemezseniz son çare olarak zorla içirmek kalıyor.
O zaman da eğer mümkünse bir yetişkin “ayı-kucağı” denilen tarzda çocuğu sağlamca tutun. Çocuğun kolları aşağıda ve başı 45 derecelik açıyla dururken, plastik ilaç şırıngasıyla vermeyi deneyin. Eğer yalnız başınaysanız çocuğu bir battaniyeye kundaklarcasına sarın (kolları aşağıda) ve başını 45 derecelik açıyla tutup verin.
Çocuğu ilacı aldığı için övmeyi unutmayın. Ama gelecek sefere yine ilacını almazsa yine zora başvuracağınızı da söylemeyi unutmayın. Bir daha ki sefere ilacı vermeden kendi rızasıyla mı yoksa zorla mı içmek istediği seçeneğini verin. Kesinlikle “İlaç içmeme seçeneği” olmadığını bilsin.
Okul Yaşındaki Çocuklar İçin İlaç İçirme Yöntemleri
Bu çağdaki çocuklar ilacın gerçek amacını anlayabilir. Sizin gözleminizde kendisi içebilip kontrolü eline alabilir. Eğer ilacını almakta isteksizse yapacağınız bir ilaç takviminin üzerine çıkartmalar yapıştırmak gibi yöntemlerle isteklendirebilirsiniz. Eğer çiğnene ya da sıvı türde ilaçlar hoşuna gitmiyorsa, yutmaya hazır olup olmadığına bakıp, doktorundan ona göre ilaç isteyin.
Genelde çocuklar dört yaşında ilaç yutmaya başlayabilirler. Yine de bu işin becerisine ancak 7- 8 yaşlarında ulaşırlar. Bunun alıştırmasını yapabilmek için çocuğunuza yumuşak küçük gıda parçaları yutturmaya başlayabilirsiniz. Sonrada örneğin küçücük buz parçaları gibi sert şeyler yutmasını isteyebilirsiniz. Böylece gırtlağında takılsa bile eriyeceğinden tehlike yaratmaz. Sıvı ve çiğnenen ilaç tiplerinden yutulacaklarına gelindiğinde; ilacı bütün olarak değil küçük parçalara kesip yutması için verebilirsiniz.
Tags: acil ilaç, çocuk astım, çocuk derneği, çocuk doktor, çocuk dr, çocuk düşüren ilaçlar, çocuk düşürme ilacı, çocuk düşürme ilaçları, çocuk enfeksiyon, çocuk göz, çocuk hastalığı, çocuk hastalık, çocuk ilaç, çocuk ilaçları, çocuk kabızlık, çocuk kalp, çocuk kusma, çocuk merkezi, çocuk nedir, çocuk sağlık, çocuk tedavisi, gebelikte ilaç, hamilelikte ilaç, reflü ilaçAnne ve / veya bebekte ciddi sağlık sorunlarının olması veya annenin çalışmak
zorunda olması durumunda bebeğin anne sütü ile beslenmesi mümkün olmayabilir. Bu
durumda yapay beslenme metotlarının uygulanması zorunlu bir hal alır.
Annenin emzirmesini engelleyecek sorunlar arasında, ağır ruhsal bozukluklar, kanser
ilaçlarının kullanımı ,aktif tbc ,ağır kalp, solunum veya böbrek yetmezliği sayılabilir.
Anne memesinde apse varlığı durumunda tedavi bitene kadar emzirmeye ara verilmelidir.
Hepatit B enfeksiyonu taşıyan anneler koruyucu önlemler (immünglobülin ve aşı )
uygulandıktan sonra hemen emzirebilirler.
Çalışan anneler iş yerlerinde sütlerini sağıp buzdolabında saklayabilirler. Temiz
koşullarda sağılmış ve + 4 derecede saklanmış süt 24 saat özelliğini korur.
Bebekte beslenmeye engel teşkil eden ciddi hastalıkların olduğu ve emzirmenin
mümkün olmadığı durumlarda ,sütün sağılarak, memelerin boşaltılması gerekir. Bebek
besini tolere edecek duruma geldiğinde, anneyi emmese bile , sağılan anne sütü bebeğe
verilmelidir. Bebekte yarık damak veya yarık dudak gibi anormalliklerin olması
durumunda anne sütü sağılarak kaşıkla verilmelidir. Yapay beslenme değişik özellikleri
olan çeşitli hazır mamalarla yada inek sütü ile yapılabilir
1983 yılında UNICEF (Dünya Çocukları Yardım Fonu) tarafından başlatılan “Çocuk Yaşatma Devrimi”nin ilkelerinden biri de tüm çocukları aşı ile korunulması mümkün, öldürücü ve sakat bırakıcı altı hastalık olan tüberküloz (verem), difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve kızamıktan korumaktır. Ülkemizde bu aşıların uygulanmasına öncelik verilmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı 1998 yılı itibariyle hepatit b aşısını da rutin aşı takvimi içine almıştır.
Aileler çocuklarını bir yaşını doldurmadan önce b tipi sarılık, tüberküloz, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve kızamığa karşı aşılatmış olmalıdırlar..
Aşılar, çocukları bir çok tehlikeli hastalıktan korur. Aşılanmamış çocuklarda beslenme bozukluğu, sakatlık ve ölümler aşılı olanlardan daha sık görülür.
(R) Rapel: Tekrar aşı Aşı yapılmasının sakıncalı olduğu durumlar,: 1) Ateşli, ağır hastalıklarda aşılama ertelenmelidir. (Böylece hastalığa ait bir belirtinin, aşıya bağlanması önlenmiş olur). 2) Beslenme bozukluğu, orta-hafif ateş, solunum yolu infeksiyonları aşılamaya engel oluşturmaz. 3) Şok, 40.5 derecenin üzerinde ateş, aşıdan sonra 48 saat içinde ortaya çıkan havale ve diğer sinir sistemi belirtileri varlığı durumlarında kombine difteri-boğmaca-tetanoz aşısına ara verilmelidir. Bundan sonra boğmaca, takvimden çıkarılarak difteri-tetanoz ikilisi (DT) kullanılmaya başlanmalıdır. 4) İshal sırasında canlı çocuk felci aşısı yapılmışsa, ishal düzeldikten sonra tekrarlanması uygun olur. 5) Bağışıklık eksikliği olan ya da kortizon, kanser ilaçları, ışın tedavileri gibi nedenlerle bağışıklığı baskılanmış çocuklarda canlı aşılar kesinlikle yapılmamalıdır. 6) Kızamık ,kızamıkçık, kabakulak aşıları, yakın zamanlarda gamma globulin yapılmış olan kimselerde en az altı hafta süreyle ertelenmelidir. |
RUTİN OLARAK UYGULANAN AŞILAR
|
Gebelikte uygulanabilen aşılar
Hamile Kadınlarda Zarasız Olan Aşılar:
|
| Bağışıklık Yetersizliği
Doğumsal ya da sonrada edinilen bağışıklık yetmezliği durumlarında canlı aşılar kesinlikle kullanılmamalıdır. BCG, kızamık, su çiçeği gibi canlı aşılar takvim dışı bırakılmalıdır. İnaktif (ölü) aşılar ise aşının etkin ve güvenilir olduğu kanıtlanmışsa kullanılmalıdır. |
Uyku hemen bütün canlıların olmazsa olmaz fizyolojik ihtiyaçlarından birisidir. Özellikle en gelişmiş ve karmaşık beyin yapısına sahip insanlar için uykusuz yaşam sürdürebilmek mümkün değildir. İnsan yavrusu doğduğunda beyni tamamen gelişmiş ve olgunlaşmış değildir. Beyin ağırlığı yaşamın ilk aylarında iki katına çıkar, ilk yıllarında yeniden iki misli büyür. Bu büyüme süreci içinde yaşamımızı ömür boyu etkileyecek sinirsel bağlantılar oluşturulur ve pekiştirilir. Bu süreç içinde beynin uykuya ihtiyacı her zamankinden daha çoktur. Yeni doğan, günde 19-22 saat uyuyabilir. Daha da önemlisi, bu uykunun %80’e varan oranı, REM Uykusu adını verdiğimiz, rüyaların en sık görüldüğü ve belleğimizin pekiştiği uyku evresi içinde geçer. Sağlıklı büyüme ve zihinsel gelişme için sağlıklı uyku vazgeçilmez bir koşuldur. Bundan başka, büyüme hormonu özellikle derin uyku evresinde salgılanır ve bebeğin/çocuğun düzgün gelişmesinde en önemli rolü oynar. Bu nedenlerle çocuklardaki uyku kalitesini ve süresini bozan problemler, önemli gelişim ve davranış sorunlarına yol açabilirler. Bu problemlerin bir kısmı ısı, gürültü, yatağın rahatsızlığı gibi dış etkenlerden, bazıları sindirim sorunları, diş çıkartma, ağrılar ve acılardan kaynaklanabilir. Çocuklar bilinçlendikçe korkular, endişeler ve huzursuzluklar kötü rüyalar, kabuslar da uykularını zaman zaman olumsuz etkiliyebilir.
Anne-babaların dikkat etmesi gereken bir problem de bebeklerin ve çocukların uykudaki solunumlarının düzgün olup olmadığıdır. Zaman zaman hırıltılı nefes almak veya 1-2 saniye nefes tutmak olağan sayılabilir. Ama horlama, 3-4 saniyeyi aşan nefes kesilmeleri, nefes tutarak çırpınarak uyanma, özellikle dudaklarda hafif de olsa morarmalar, uyku apnesi veya üst solunum yolları direnci adları verilen rahatsızlıkların belirtileridir ve çocuğun mutlaka bir çocuk doktoruna ve gerekirse kulak-burun-boğaz hekimine gösterilmesi gerekir.
Bu sorun bir kaç haftadan çok sürerse ve yakın ailede horlama, uykuda nefes kesilmesi gibi belirtileri olan bireyler varsa çocuğun bir uyku testinden geçmesi gerekli olabilir. Bütün gece, solunum, oksijenlenme, kalp atımı ve uyku EEG’sinin izlendiği ve polisomnografi adı verilen test sonuçlarına göre, sorunun cinsine ve derecesine uygun tedavi belirlenir.
Uykuda horlama veya nefes almada zorlukla ve düzensizlikle ortaya çıkan solunum bozukluklarında beyin, nefes kesilmelerini sonlandırmak için birkaç saniye için bile olsa uyanmak ve hava yollarını açmak zorundadır. Bu kısacık uyanmalar ise uyku devamlılığını bozar, kalitesini düşürür. Sonuç ise davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dalgınlık, huysuzluk, aşırı yaramazlık gibi problemlerden gece altını ıslatmaya varan çok sayıda soruna yol açabilir. Atalarımız, “Uyusun da büyüsün!” diye ninni söylerken büyüme hormonunun derin uykuda salgılandığını acaba biliyorlar mıydı?
Tags: ana kucağı, anatolia tüp bebek ve kadın sağlığı merkezi, anne bebek, anne bebek sağlığı, anne çocuk, anne çocuk sağlığı, anne sağlığı, anne ve bebek sağlığı, bebeğim bebek, bebek alışveriş, bebek alışverişi, bebek alt açma minderi, bebek arabaları, bebek arabası, bebek aşı, bebek aşı takvimi, bebek aşıları, bebek ay ay, bebek bakıcı, bebek bakıcısı, bebek bakım, bebek bakım çantası, bebek bakımı ve sağlığı, bebek banyo küveti, bebek banyo küvetleri, bebek banyo süngeri, bebek banyo ürünleri, bebek beşiği, bebek beşik, bebek beşikleri, bebek besleme, bebek çantaları, bebek çantası, bebek cinsiyeti, bebek eşyaları, bebek fuarı, bebek giyimi, bebek güneş kremi, bebek hastalıkları, bebek isim, bebek kamerası, bebek karyolası, bebek kokusu, bebek mamaları, bebek mobilyaları, bebek odası süsleme, bebek odası süsleri, bebek oyuncakları, bebek pusetleri, Bebek Sağlığı, bebek sağlığı ve beslenmesi, bebek sağlığı ve gelişimi, bebek salıncağı, bebek salıncakları, bebek şekeri, bebek şekerleri, bebek sepeti, bebek tedavisi, bebek telsizi, bebek tırnak makası, bebek ürünleri, bebek uyku seti, bebek yatağı, bebek yatakları, bebek yürüteç, bebek zeka, chicco bebek, çocuk bakıcısı, çocuk eşyaları, çocuk hastalıkları, çocuk sağlığı, emzik, hamilelik bebek, hamilelik doğum, iki bebek, ikiz bebek arabası, kısırlık, kraft bebek, mama sandalyesi, memorial tüp bebek, mikroenjeksiyon, sağlıklı bebek, sağlıklı bebek için dua, sağlıklı bebek nasıl olur, tup bebek, tüp bebek gebelik, tüp bebek nedir, tüp bebekler, tüp bebekte gebelik, tüp bebekte hamilelik, yürüteçDoğumdan sonra kucağınıza verilen bebek, artık bir erişkin olmaya programlanmış bir prototiptir, yani GÖZBEBEĞİNİZDİR. O ne ana karnındaki anne kanından beslenen fetüs, ne de sizlerin bir küçültülmüş modeli; kendine özgü organları, kendine özgü dolaşımı, kendine özgü kanı ile özel bir canlıdır, SİZİN BEBEĞİNİZDİR. Anne ve babasından aldığı türü ile ilgili bir sürü bilgiyle donanmış bebek, kucağınızda biriktirmeye hazırdır. Her sözü, her duyguyu , her davranışı, her sesi, her rengi, her antijeni, her dost ve her düşmanı biriktirip zaman içinde ‘KENDİSİ’ olarak karşınıza çıkmaya programlanmış elmas parçanız sizin yardımınızla pırlanta olmaya adım adım giderken ışıltısını elbette en yakınlarında olanlardan, sizden alacaktır.
Gebe olduğunuzu öğrendiğiniz zaman, vücudunuzdaki değişiklikleri fark etmeye başlayacaksınız. Vücudunuz doğal olarak kendini, sizi ve bebeğinizi, önünüzdeki dokuz ay boyunca beslemeğe hazırladığı için, hormon etkinliği artacaktır. Hamilelik-Gebelikte Göğüslerde Oluşan Şişmeler ve Değişiklikler Göğüsteki değişiklikler, gebeliğin ilk günlerinde başlar ve 6.-8. haftalarda, göğüsleriniz fark edilir bir biçimde büyür. Meme uçlarınız, areola (meme uçları etrafındaki kahverengi deri halkaları) daha da koyulaşır ve yüzeye yakın damarlar büyür. Artmış progesteron, göğüslerinizi sıkı ve yumuşak hissetmenize neden olabilir ve bazen karıncalandığını hissedebilirsiniz.
12. ve 14. haftaya kadar göğüsleriniz kolostrum (ilk birkaç gün bebeğinizi besleyecek süte benzer madde) üretmeye başlayabilir.
Göğüsleriniz büyürken, geniş askılı, iyi bir sutyen giyin. Son birkaç ayda, uygun bir ölçü daha iyidir. Kolostrum sızıntıları için göğüs pedleri kullanın.
Hamilelik-Gebelikte Nefes Alamama ve Nefes Egzersizi
Bebeğiniz büyüyüp, daha çok yer kapladığında, nefessiz kalabilirsiniz Çünkü akciğerleriniz genişlemek için yeterince yer bulamaz. Bebeğinizin başı yerleştiğinde, kendinizi daha iyi hissedersiniz. Sorunu hafifletmek için, mümkün olduğunca dik oturun ya da dik durun ve yatakta destekli yatın.
Hamilelik-Gebelikte Deri Üzerindeki Değişiklikler
Hormonların farklı miktarları, bazı deri değişikliklerine neden olur. Bunlar, yüzeyde kahverengi, düz olmayan lekeleri (kloazma denilen) kapsar. Göğüslerde, göbekte ve baldırlarda ince çizgiler (gergin işaretler) ve göbeğin üstünden aşağısına kadar koyu renk çizgi biçiminde olabilir. Bu çizgi, kloazma işaretleri, güneşte daha da kötüleşir, ancak gebelikten sonra yok olur. Gergin işaretler gümüşi bir görünüş alır, hiçbir zaman tamamen kaybolmaz. Birçok sağlık profesyoneli, kremlerle bunun önlenmesinin mümkün olmadığı konusunda aynı fikirdedirler, ancak derinizin üstüne iyi bir nemlendirici krem ya da yağı masaj yapar gibi sürmekten hoşlanabilirsiniz.
Hamilelik-Gebelikte Kilo Alımı ve Kilo Kontrolü
Gebelik sırasında kadınların aldığı kilo miktarı değişiktir, ancak birçoğu yaklaşık 10-16,5 kg alır. Gebelik başlangıcından itibaren kilo almaya başlarsınız, ancak kiloların çoğu gebeliğin ikinci yarısında birikir. Normal, sürekli bir kilo artışını hedefleyin (aşırı derecede zayıf ya da şişman olmak, gebelik ya da doğum sırasında komplikasyonlara yol açabilir).
Hamilelik Süresince Gerçekleşen Yaygın Değişimler
Vajinal akıntı
Gebelik sırasında artabilir. Akıntı kokuyor, kaşındırıyor ve size acı veriyorsa, doktorunuza görünün.
Vajinal Akıntı için Tedavi: Pamuklu iç çamaşırı ve ince çorap giyin.
Tırnaklar
Tırnaklar hamilelik ve gebelik dönemlerinde normalden hızlı uzayabilir ve kolay kırılabilir.
Tırnaklar için Tedavi: İyi bir tırnak nemlendirici krem kullanın. Profesyonel bir manikürcüye bakım yaptırın.
Saç
Saç kalitesi ve gürlüğü gebelik sırasında gelişebilir, ancak bu kesin değildir.
Saç için Tedavi: Perma ya da kimyasal boyalardan kaçının.
Yorgunluk
Yorgunluk ve halsizlik, gebelik sırasında, özellikle ilk üç ve son üç ayda yaygındır.
Yorgunluk için Tedavi: Çok fazla iş yapmayın; mümkün olduğunca, dinlenin, yumuşak egzersiz deneyin. İyi ve dengeli bir diyet yapın. Yardım tekliflerini kabul edin. Kansızlık olasılığı ile başa çıkamayacak kadar aşırı yorgunsanız doktorunuzu ya da ebenizi görün.
Aşerme ve Yemeklerden Tiksinme
Garip ya da özel besinlerden tiksinme ve aşerme gebelikte çok yaygındır.
Aşerme ve Yemeklerden Tiksinme için Tedavi: Tüm diyetiniz sağlıklıysa endişelenmeyin (hiçbir yiyecek sağlık için çok gerekli değildir). Bir yiyeceğe ya da besin grubuna karşı bir nefret oluşursa, yerine başka bir yiyecek almaya çalışın. Besin olmayan şeyler, örneğin toprak aşererseniz, doktorunuza görünün. Bu aşermeler, pika denilen demir gibi besin eksikliklerinizin göstergesi olabilir.
Sık idrara Çıkma
Özellikle hamileliğin İlk günlerinde ve sonraları, büyümüş rahim, idrar torbasına basınç yaptığında, sık idrara çıkma gereksinimi çok yaygındır.
Sık idrara Çıkma için Tedavi: İdrar söktürücü oldukları için çay ve kahveden uzak durun. Gereksinim duyduğunuz her an idrar torbanızı boşaltın. İdrarınızı boşaltırken acı ya da yanma hissi duyarsanız, enfeksiyon olasılığından dolayı, doktorunuzu görün.
