Ağız Kokusundan Kurtulmak Artık Zor Değil
1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun ağız ve dişlerinizin temizliğine dikkat edin Diş …
Sağlıklı Beslenme Nedir?
Sağlıklı beslenme vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeterli ve dengeli beslenmedir.
Bunedenle dikkat edilecek nokta farklı besinleri guruplarının dengeli ve yeterli şekilde almaktır. Herhangi bir gıda tek başına vücudum bütüm ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bunun için karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, mineral ve yeteri kadar su tüketmek büyük önem taşır.
Sağlıklı Beslenme Nasıl Sağlanır?
• Kompleks karbonhidratlar içeren besinler tüketilmelidir: Kompleks karbonhidratları içeren besin grupları doğru oranlarda tüketilirse, vücut besinleri yavaşca glukoza dönüştürerek belirli seviyede enerji akışını sağlar. Böylece insülin salınımı tetiklenmediğinden vücudun besinleri yağ olarak depolama tehlikesi en aza indirgenmiş olur.
• Günlük su tüketimi önemlidir: Tercihen günde en az 1.5 litre, sıcak havalarda ya da egzersiz sırasında daha fazla su içilmelidir. Vücuttan su kaybı olduğunda susama hissi ile su ihtiyacı karşılanır. Vücuttaki suyu azalttığından, alkol ve tuz alımını sınırlamak da önemlidir.
• Çok çeşitli besinler tüketilmelidir : Günlük hayatta, var olan besin seçeneklerinin en fazla %10’luk bir bölümü tüketilir. Her hafta iki yeni besin kaynağının öğüne katılması sağlıklı beslenme açısından önemlidir.
• Sık sık enerji depolanmalıdır : Doğru besinlerden sıklıkla ve az miktarda tüketmek sağlıklı beslenmenin çok önemli bir parçasıdır. Böylece, gün boyunca bir miktar enerji depolayıp, insülin döngüsünden uzak kalmakla, açlık, yorgunluk ve sürekli yeme isteği kaybolur.
• Mutlaka kahvaltı yapılmalıdır : Günlük öğünler arasında kahvaltı mutlaka şarttır. Dengeli bir kahvaltı ile enerji seviyesi korunur ve metabolizma güne hazırlanır. Gün içerisinde kahvaltıya biraz zaman ayırmak, uzun vadede kiloyu kontrol altında tutmak açısından büyük öneme sahiptir.
• Şekerden uzak durulmalıdır : Şeker, yiyeceklerde birçok farklı şekilde bulunur. Hızla glukoza dönüşür, yağ üretimine ve kilo almaya yol açar. Şekerin kan şekerine dönüşme hızı ve süreci açlığa neden olur.
• Egzersiz önemlidir : Sağlıklı olmakta ilerleme kaydedebilmek yalnızca yiyeceklerle bağlantılı değildir. Dengeli beslenme ile birlikte egzersiz de önemlidir. Haftada üç kez 30’ar dakikalık egzersiz mutlaka yapılmalıdır.
• Yağ yakmak için yağ tüketilmelidir : Vücudun temel fonksiyonları için omega-3 ve omega-6 gibi bazı yağlara ihtiyaç vardır. Sağlıklı beslenme açısından önemli olan doymuş yağlardan daha az, gerekli yağlardan ise yeterli derecede tüketilmesidir.
• Yemeye zaman yaratılmalıdır : Yemeği geçiştirmemek ve yemek için belirli bir süre ayırmak gereklidir. Bu hem sindirime çok faydalıdır hem de kişiyi mutlu eder.
• Sağlığa Zararlı Gıdalardan Kaçınılmalıdır : Aşırı yağlı, kolesterollü, tuzlu, şekerli yiyecekler ile kanser yapıcı maddeleri içeren gıdaları tüketmek sağlıksız beslenmenin göstergelerinden biridir. Bu nedenle, yalnızca besin değeri yüksek gıdaları seçmeye değil, aynı zamanda sağlığımıza zararlı olabilecek gıdalardan uzak durmaya ve satın alma, hazırlama, pişirme ve tüketme sırasında sağlığımıza zarar verebilecek uygulamalardan kaçınmaya özen göstermeliyiz.
Kendi yaşamımıza, vücudumuza, beslenme alışkanlıklarımıza ve bilimsel gerçeklere uygun bir şekilde yapılan sağlıklı beslenme, kaliteli bir yaşam sürmemizi sağlar.
Tags: 5 kilo vermek, acil kilo verme, beslenme diyet, beslenme diyetetik, beslenme listesi, beslenme nedir, beslenme sağlık gov tr, beslenme ve diş sağlığı, beslenme ve diş sağlığı arasındaki ilişki, bölgesel zayıflama, çocuklar için sağlıklı beslenme, çocuklarda sağlıklı beslenme, dengeli beslenme, diyabet beslenme, diyet listeleri, diyet listesi, diyet programı, diyet rejim, diyet spor, diyet ürünleri, diyet yapmak, diyet zayıflama, diyetisyen, diyetler, gebelik beslenme, hamilelik diyeti, hamilelikte diyet, hamilelikte sağlıklı beslenme, hızlı kilo verme, hızlı kilo vermek, hızlı zayıflama, isveç diyeti, kilo aldırıcı, kilo alma, kilo alma diyeti, kilo kontrolü, kilo verme, kilo verme diyeti, kilo verme yolları, kilo verme yöntemleri, kilo verme zayıflama, kilo vermek, kolay diyet, kolay kilo verme, kolay zayıflama, sağlık bakanlığı beslenme, sağlıklı beslenen çocuk, Sağlıklı Beslenme, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, sağlıklı beslenme diyeti, sağlıklı beslenme doğal meyveler ve içecekler iyotlu tuz, sağlıklı beslenme ile ilgili hikaye, sağlıklı beslenme ile ilgili şiir, sağlıklı beslenme ile ilgili şiirler, sağlıklı beslenme ile ilgili slaytlar, sağlıklı beslenme önerileri, sağlıklı beslenme pramidi, sağlıklı beslenme sloganları, sağlıklı beslenme ve diyet, sağlıklı beslenme ve hijyen, sağlıklı beslenme vikipedi, sağlıklı bitkiler, sağlıklı çocuk, sağlıklı diet, saglıklı diyet, sağlıklı diyetler, sağlıklı kilo, sağlıklı kilo verme, sağlıklı kilo vermek, sağlıklı saçlar için beslenme, sağlıklı ve sağlıksız beslenme, sağlıklı yaşam önerileri, sağlıklı yaşam ürünleri, sağlıklı yaşama beslenme ve sporun sağlığımıza etkileri, Sağlıklı zayıflama, sağlıklı zayıflamak, selülit diyeti, taş devri diyeti, türkiye beslenme ve sağlık araştırması, zayıflama bandı, zayiflama diyet, zayıflama diyeti, zayıflama diyetleri, zayıflama ürünleri, zayıflama yöntemleri, zayıflamak, zayıflamak için diyet, zayıflamak istiyorum
Fazla kilolarınızdan kurtulmak için artık aç kalmanaza gereksiz yere sinirerinizin yıpranmasına gerekyok! İşin püf noktası doğru beslenmeyi öğrenmek…..
Bahar aylarının başladığı şu günlerde eminim herkesi bir telaş almaya başlamıştır. Havalar ısınıyor ince kıyafetler çıkarılmaya başlayacak ve soğuk günlerde bir nebze de olsa unuttuğunuz fazla kilolar bir kabus gibi karşınıza çıkacak….Aslında bu olayı böylesine korkulu bir rüya haline getirmenize hiç gerek yok. Çünkü fazla kilolarınızdan kurtulmak ve bunu uzun yıllar korumak o kadar da zor değil. Doğru beslenmeyi öğrenerek bunu bir yaşam felsefesi olarak kabul edip ömrünüzün sonuna kadar uygulamanız bu problemden kurtulmanız için yeterli. İşte doğru beslenerek fazla kilolardan kurtulmanın ilkeleri……
1. Öncelikle doğru beslenmenin bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesi gerektiğine inanın.
2. Kesinlikle öğün atlamayın. Öğün atlayarak kilo vermenin mümkün olamayacağını, tersine sizi daha fazla yemeye teşvik edeceğini unutmayın.
3. Öğün sayınızı arttırın. Azar azar sık sık yemek kilo vermenin en önemli şartıdır. Öğün sayınızı 6-7 defa olacak şekilde ayarlayın. Böylelikle hiçbir öğüne çok aç girmemiş olacaksınız. Aksi takdirde öğün sırasında doygunluk hissini sağlamanız çok zor olacaktır.
4. Yavaş yemek yemeyi öğrenin. Lokmalarınızı ufak parçalar halinde iyice çiğnemeye özen gösterin.
5. Yemek yerken herhangi bir aktiviteyle (televizyon izlemek, gazete- dergi okumak vb..) ilgilenmeyin. Aksi takdirde farkında olmadan gereğinden fazla yiyebilirsiniz.
6. Salata için büyük tabak, yemekler için küçük tabaklar kullanın. Yemek biter bitmez sofradan kalkın.
7. Günde en az 2 lt (8-10 bardak) su için. Bu suyun 6 bardağını ana öğünlerden önce (her öğünden önce 2 bardak) içmeye çalışın. Bunun, hem öğünlerde yediğiniz besinlerin vücutta kullanılmasına faydası olacak, hemde öğüne başlamadan bir tokluk hissi oluşturacaktır.
8. Şekerli ve yendiği zaman kolayca şekere dönüşen besinlerden uzak durun. Çünkü bu besinler hem çok çabuk acıktırır, hemde insülinin aşırı salgılanmasına neden oldukları için dolaylı olarak yağ depolanmasını artırırlar. Glisemik indeksi yüksek olan besinler; beyaz ekmek, beyaz undan yapılmış makarna ve diğer ürünler (pasta, kek, kurabiye vs..) , beyaz pirinç, patates, içine şeker katılmış tüm ürünler ve meyvelerden muz, üzüm ve incir. Tercih edilecek besinler; tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği, tam buğday unundan yapılan makarna, esmer pirinç, kurubaklagiller, sebzeler, glisemik indeksi yüksek olmayan meyveler…..
9. Yemeklerinizde daima sıvı yağ kullanın. Bu yağın önemli bir kısmı, tekli doymamış yağ olan zeytinyağından sağlanmalıdır. Fındık yağı ve soya yağı da tekli doymamış yağ olduğu için tercih edilebilir.Omega-3 kaynağı olan balık günlük beslenmenizde mutlaka yer almalıdır. Omega-6 kaynağı olan ayçiçek ve mısır yağı diğerlerine göre daha az tüketilebilir. Kullandığınız yağ tipi kadar miktarı da önemlidir. Yemeklere koyacağınız sıvı yağ miktarı; 1 kg sebze için 2 yemek kaşığını geçmemeli, etli yemeklere yağ eklenmemelidir.
10. Et tüketimini azaltıp yerine bitkisel protein kaynağı olan kurubaklagilleri tercih edin. Haftada iki defa baklagil yemeği tüketmeye çalışın. Haftalık et tüketiminin çoğunluğunun balıktan oluşması, geriye kalan miktarın tavuk ve hindi etine ayrılması, kırmızı etin ise daha nadir olarak tüketilmesi uygundur.
Tags: 1 ayda 5 kilo, 5 kilo vermek, acil diyet, acil kilo verme, ayda 10 kilo verdiren diyet, beslenme diyet, beslenme listesi, bitkisel zayıflama, bölgesel kilo verme, bölgesel zayıflama, diyet bant, diyet egzersiz, diyet hapları, diyet ilaçları, diyet kilo, diyet önerileri, diyet programı, diyet rejim, diyet spor, diyet ürünleri, diyet yaparken, diyet yapmak, diyet yemek, diyet zayıflama, diyetle zayıflama, doğru beslenme, doğru çocuk, doğru diyet, farketmeden diyet, fazla kilo, hızlı diyet, hızlı kilo alma, hızlı kilo verme, hızlı kilo vermek, hızlı zayıflama, isveç diyeti, kan grubuna göre diyet, karbonhidrat diyeti, kilo alma diyeti, kilo alma ilaçları, kilo alma programı, kilo alma yolları, kilo kontrolü, kilo ver, kilo verme diyet, kilo verme diyeti, kilo verme yolları, kilo verme yöntemleri, kilo verme zayıflama, kilo vermek için, kolay diyet, kolay kilo verme, kolay zayıflama, lahana diyeti, lahana zayıflama, meyve diyeti, sağlık diyet, saglıklı diyet, sağlıklı diyet listesi, sağlıklı kilo verme, sağlıklı kilo vermek, Sağlıklı zayıflama, sağlıklı zayıflama diyeti, sağlıklı zayıflama diyetleri, sağlıklı zayıflamak, salıklı beslenme, şok diyet, sporla zayıflama, zayıflama bandı, zayiflama diyet, zayıflama diyeti, zayıflama diyetleri, zayıflama hikayeleri, zayıflama korsesi, zayıflama listesi, zayıflama merkezleri, zayıflama önerileri, zayıflama ürünleri, zayiflamak icin, zayıflamak için diyet, zayıflamak için diyet listesi, zayıflamak için diyetler, zayıflamak istiyorumHastanede poliklinikteyim bir gün orta yaşlarda bir hanım geldi,dahiliye uzmanı göndermiş; günde 1 bardak bile su içemediğini öğrendiğim hastama herhangi bir ilaç alıp almadığını sordum, bana doktorun ona verdiği 1 torba ilacı gösterdi. Torbanın içinde tansiyon ilacından tutun, kolesterol düşürücüye bir sürü ilaç vardı, bunları nasıl içtiğini ise hiç sormayın tabi ki çayla, ona ilk bir ay su içmeye alışması gerektiğini öğütledim, her bir ilaç için 1 bardak su içmesi gerektiği önerisinde bulundum, suyun yararlarını ve elindeki torbadakilerden çok daha kıymetli olduğunu anlattığımda “peki deneyeceğim dedi ve diyet listesi istedi” cevabımı tahmin edin ilk bir ay diyet yok günde 10 bardak su var dedim , biraz şaşırmıştı ama ne yapsın diyetisyeni öyle önermişti, 1 ay sonra kontrole geldiğinde 6 bardak su içmeye alıştığını söyledi, hayatında nelerin değiştiğini ise eminim okumak bile sizi bir bardak su içmeye yöneltecek, barsakları daha iyi çalışmaya başlamış, 2 kg zayıflamış, cildindeki kırışıkları biraz azalmıştı.
Biraz utangaç tavırla bürünüp “eşim güzelleştin sen dedi diyetisyen hanım, su ne mucize bir şeymiş söz bu ay 10 bardak su içeceğim” dedi, ikinci ay 10 bardak su ve günde 30 dakika yürümesini önerdim, dikkat edin hala ortada diyet listesi yok, kinci ayın sonunda 3 kg vermişti ve gerçekten daha güzel ve sağlıklı görünüyordu,
Bu hastamın hikayesi sayfalarca sürer bu nedenle kısaca 1 yılın sonunda neler olduğunu anlatayım. Hiç diyet listesi yazmadan, yavaş yavaş sadece yanlış alışkanlıklarını değiştirmesini ve değişimin etkisini hissetmesini sağlayarak ideal kilosuna kavuştu.
Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. İnsan yemek yemeden haftalarca yaşayabilir , fakat susuz ancak birkaç gün yaşayabilir.
İnsan vücudunun ortalama %65 i sudur. Kanın %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücutta biriken toksinleri atmak, vücudun ısı dengesini sağlamak için idrarla 1500, deri yoluyla 500, dışkı ve solunum ile 300’er ml (toplamda yaklaşık 2,5 lt) su kaybedilmektedir.
Kaybedilen suyun her gün yerine konması yaşam için çok büyük önem taşımaktadır.
İDEAL VÜCUT SU ORANLARI
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir.
*Çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.
*Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.
*Sporcuların su oranı ise standart kişilerden % 5 daha yüksek seviyede olması gerekmektedir. Yapılan egzersize bağlı olarak su içimi arttırılmalıdır. Vücutta egzersiz sırasında kaybedilen suyun yerine konulması ve tekrar vücut su dengesinin sağlanması için yeterli su tüketimi şarttır. Su tüketimi egzersiz sonrasında olabileceği gibi, vücudun su kaybına hazırlamak adına egzersiz öncesinde hatta egzersiz esnasında da (15’er dakikalık aralıklarla yudum yudum su içilmesi şeklinde) olabilir.
Vücutta su dengesinin sağlanması metabolizmanın düzgün çalışmasını, cilt sağlığını, kan akışkanlığının düzenli olmasını sağlamaktadır. Bacak bölgesinde oluşan portakal kabuğu görünümündeki selülitlerin de oluşmasını engellemektedir.
Susamak, vücudumuzdaki sıvı miktarının azaldığına işaret eder. Susama hissi oluşmadan su içmeye özen gösterin. Aksi halde geri dönüşü zor problemler oluşabilir.
Son yıllarda artan obezite nedeniyle, aşırı yağ artışı ve vücut su oranlarında azalmalara neden olmaktadır, bioelektrik empedans yöntemiyle çalışan ileri teknoloji cihazlarıyla yaptığımız ölçümler de bunun en önemli kanıtıdır.
SUYUN YARARLARI
SAĞLIKLI BÖBREKLER ve KARACİĞER
Böbreklerin görevini yerine getirebilmesi ve dolayısıyla vücuttaki yağ akımının dengeli olabilmesi için bol su tüketilmelidir. Çünkü karaciğerin görevini yapabilmesi, böbreklerin yeterli çalışmasına bağlıdır. Karaciğerin başlıca görevlerinden biri, vücutta depolanmış yağları bedenin kullanabileceği enerjiye çevirmektir. Yeterince su içilmediği takdirde böbrekler yeterince çalışamaz ve süzme işlemini gereği gibi gerçekleştiremez. Karaciğer de böbreklerin görevini üstlenmeye başlar, kendi görevi ikinci plana düşer ve daha az yağ yakmaya başlar. Yakılmayan yağlar vücutta birikmeye başlar. Kilo kaybı yerine kilo alımı söz konusu olur.
SU İÇEREK SAĞLIKLI ZAYIFLAYIN
Her diyette 1,5-2 litre su içilmesi önerilmektedir ancak nedense bu kurala uyanımız son derece azdır. İşte size suyun ne kadar önemli ve kilo vermede ne derece etkili olduğunu kanıtlayan bazı temel bilgiler;
Su kalori içermez.
Birçok kişi sinirli yada üzgün olduklarında ilk iş olarak buzdolabına yönelir. Çünkü bu zamanlarda vücutta salgılanan endorfin hormonu iştah açar ve bizi yemeye yönlendirir. Oysa bu durumda yapılacak en yararlı şey su içmektir. Çünkü su, endorfin hormonu salınımını bloke ederek gereksiz yemek yemeyi engeller.
Su, kasların dengesini sağlayarak kasılma anındaki doğal fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur. Cildin elastikiyeti ve genç görüntüsü susuz kalmış bir bedende görülmez.
Vücudun zararlı maddelerden arınmasını sağlar.
Kabızlığı önler. Yeterli su alınmadığı zaman beden ihtiyacı olan suyu bağırsaklardan çektiği için kabızlık oluşur.
Hücrelerin su kaybına bağlı doku arasında biriken su hareketsizliğin de etkisiyle zaman içinde bir dolaşım bozukluğu hastalığı olan selülite neden oluyor, tedavisi mümkün olmayan ancak derecesi düşürülebilen selüliti oluşmadan engellemek içi her gün en az 2 lt su içilmelidir.
Güzel olmak demek ideal vücut ölçülerinde sağlıklı olmak değil midir? Bastırınca içine çöken derinizin görüntüsü sizce ne kadar güzeldir?
Vücudumuz yeterince su alamazsa bunu bir tehlike gibi algılayıp suyu saklamaya başlar. Bu da vücutta su toplanmasına özellikle el ve ayaklarda ödem oluşumuna neden olur. Bu yüzdendir ki kişinin gün içinde yeterli miktarda su içmesi çok önemlidir. Bazen günlük kilo değişimleri görülebilir yeteri kadar su içilmediğinde bu kilo artışı ödem ve yağlanmaya işaret eder.
Midede yarattığı hacimden dolayı besin alımında azalma sağlar
Metabolizmayı çalıştırıp günlük harcanan kalorinin artmasını sağlar
Sindirimi kolaylaştırarak yemek sonrası şikayetleri azaltır ve besinlerden maksimum yararlanmamızı sağlar.
Oksijen olmadan hiçbir madde yanamaz, vücutta da besinlerin yakılması buna bağlıdır, suyu yeterli tüketen kişilerde kandaki oksijen dokulara yeteri kadar sağlıklı bir şekilde taşınabilir dolayısıyla yağ yakımını hızlandırır.
Kilo alıp vermeden dolayı oluşan sarkmaları sporla birlikte önler.
SAYMAKLA BİTMEYEN SUYUN DİĞER FAYDALARI
Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.
Nemlendiricilere hala tonlarca para mı ödüyorsunuz?
Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nem dengesini korur. Cilt sağlığında, cildin taze pürüzsüz ve nemli olmasında çok önemlidir.
Vücuttaki kan, mide sıvısı, tükürük, amniyotik sıvı (gebelikte) ve idrar gibi vücut sıvılarının büyük bir kısmı sudur.
Dışkının yumuşamasını sağlayarak kabızlığın önlenmesine katkıda bulunur.
Bağışıklık sisteminin verimli çalışabilmesi için vücut su dengesinin sağlanması gerekir.
Vücut ısısının denetiminde su dengesi çok önemlidir. Yaz kış vücut sıcaklığı 36-37 derce arasındadır, bunu sağlayan vücuttaki su dengesidir.
Vücutta oluşabilecek ödemin önlenmesinde önemli rolü vardır. Dışarıdan yeteri kadar su alınmadığında hücreler suyu bünyelerinde tutarak ödem oluşturur.
Tükürük ve mide salgısında besinlerin sindirilmesinde görev alır.
Vücudun ihtiyaç duyduğu minerallerin pek çoğunu sağlar.
Soğuk algınlığı, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve mesane kanseri riskini düşürür.
NE KADAR SU İÇELİM?
Su ihtiyacı kişiye göre değişmektedir.
Bebek ve çocuklarda vücudun harcadığı her kalori başına 1,5 ml suya gereksinim vardır (ortalama 1-1,5 litre)
Yetişkin bireylerde ise ortalama 2-3 litre suya ihtiyaç vardır. Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir.
Kilo fazlası olan kişilerin bu miktara; her fazla 5 kg başına 1 bardak fazla su eklemeleri gerekmektedir.
Hamileler, ağır işte beden gücüyle çalışanlar ve sporcuların sıvı ihtiyacı ortalama 3-3,5 litredir.
NE ZAMAN SU İÇELİM?
Su içmek için asla susamayı beklemeyin. Ortalama her saat için 1 bardak su içilmesi önemlidir.
Kilo vermek isteyenler için yemeklerden önce su içmek ve soğuk su içmek metabolizmanın hızlanması için çok önemlidir.
Tags: 06 su 912, akan su, akar su, akdamla su, alkali su, anzer su, aqua su, aroma su, arsenikli su, bardak su, cemre su, damacana su, damacana su bayileri, damak su, damla su, derin su, di su, duru su, el su, elmas su, en su, erikli su, grup su, hayat su, ideal su, irem su, iz su, jav su, kalinda su, kar su, kaynak su, koru su, kristal su, la su, lido su, mavi su, mp3 su, mp3s.su, nisa su, pet su, pınar su, pir su, resumen, revan su, saf su, saka su, selen su, serap su, sert su, star su, su, su 912, su ada, su arıtıcı, su arıtıcıları, su arıtıcısı, su arıtma, su arıtma cihazı, su arıtma cihazları, su arıtma sistemleri, su atacan, su atı, su balesi, su bayileri, su bayiliği, su bayilik, su bayilikleri, su boregı, su böreyi, su değirmeni, su deposu, su deposu temizliği, su fabrikası, su firmaları, su forum, su foto, su hotel, su ilayda, su ısıtıcıları, su kabı, su kasıdesı, su kesintisi, su maymuncukları, su pompası, su resmi, su sebili, su sondajı, su tankları, su tasarrufu, su tv, sulla, sulle, sullo, temiz su, total su, tutto suDoğumun hemen sonrasında loğusalık döneminde bebeğin bakımı ve beslenmesi konusunda acemilikler nedeniyle beslenmeye yeteri kadar önem verilmez.
Genellikle “süt yapar” gerekçesiyle aşırı şeker ve şekerli yiyeceklerin tüketimi artar. Buna bağlı olarak da doğum sonrası kilolarda artış gözlenir.
Kilo vermek için bize danışan birçok kadın, kilolarının doğumlardan sonra oluştuğunu ve yıllarca üzerlerinde kaldığından yakınmaktadır. Bu kişilerin nasıl beslendiği ile ilgili sorduğumuz sorulara aldığımız yanıtlar ilginçtir. Doğum sonrası fazla kilolu olan kişiler her gün şekerli su tükettiklerini, tatlı yemeye aşırı düşkün olduklarını ve mideleri açlıktan kazındığı için devamlı yemek yemek istediklerini belirtirler.
Emzirme döneminde enerji ve besin öğeleri ihtiyacı artar
Eğer gebeliğiniz süresince planlananın üzerinde kilo aldıysanız emzirme döneminde ilave enerjiyi almadan, sağlıklı bir şekilde kilo vermeniz mümkün.
Emzirme döneminde bir avantajınız var o da, süt salgılamak için fazla enerji harcıyor olmanız. Her 1 ml süt için ekstra 7 kalori harcıyorsunuz. Bunu avantaja çevirebilirsiniz.
İşte doğum sonrası kilo vermeniz için birkaç püf nokta
1. Miktarı az ama kalorisi yüksek yiyeceklerden uzak durun.
2. Bebeğinizin sağlıklı gelişimi için ilk 6 ay ona sadece anne sütü verin. Anne sütü veren annelerin kilo kontrolünü daha kolay sağladığı bilinmektedir.
3. Kilo vermek amacıyla yetersiz ve dengesiz beslenmekten, düşük kalorili sağlıksız rejimlerden uzak durmalısınız.
4. Günde 6 öğün az ve sık beslenin.
5. Günde en az 2 litre su içerek hem süt veriminizi artırın hem de metabolizmanızı hızlandırın.
6. Tüm besin gruplarından dengeli tüketin.
7. Kızarmış, kavrulmuş, aşırı kalorili şekerli gıdaları tüketmeyin.
8. Çeşitlilik ve denge yaratın.
9. Yediklerinizi kaydedin.
10. Fiziksel aktivitenizi artırın.
11. Sakın aç kalmayın.
12. Süt-yoğurt tüketimini ihmal etmeyin.
13. Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
Kilo vermek uğruna sağlığınızdan olmayın. “Mucize, 1 haftada 7 kilo, garantili zayıflama gibi” sözlere kanmayın. Unutmayın aldığınız kadar enerji harcıyorsanız kilonuzu koruyabilir, aldığınızdan fazla enerji harcarsanız kilo verirsiniz. Egzersizi düzenli olarak hayatınıza geçiremezseniz tüm çabalarınız geçici sonuç verir.
Kasların gelişmesiyle çocuk dik durmaya ve yürümeye başlar. Kemikler yavaş uzar, ancak kalınlaşır, minerallerin depolanması hızlanır. İskelet, artmakta olan vücut ağırlığını taşıyabilecek şekilde güçlenir. Bu değişikliklerin yanı sıra çocuğun hareketleri, çevreye ilgisi, merakı ve yemeğini kendi kendine yeme isteği artar. İlk yaşlarda çocukta bencilleşme, olumsuzlaşma ve bağımsızlaşma eğilimi görülür.
Çocuk büyüdükçe bu tutum ve davranışlarda değişme ve olgunlaşma, hareketlerinde artma, oyunlarda zorlaşma, koşma, hoplama, çevreyi tanıma, hayvan gücünde gelişme olur. Zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişme hızlanır, çevresindekilerden daha çok etkilenmeye ve onları taklit etmeye başlar.
Çocuğun beslenmesi, bu fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden gelişme özelliklerine göre düzenlenir. Okul öncesi çocukları hızlı büyüdükleri için, vücut ağırlıklarının kilosu başına enerji ve besin öğesi ihtiyacı yüksektir. Okul öncesi çocukların günlük enerji gereksinmesi, protein ihtiyacı, mineral ve vitamin ihtiyacı vardır.
Çocuğun beslenmesinde temel ilke; enerji ve besin öğelerine ihtiyacı sayısı ve sindirim sistemine uygun çeşit, miktar ve kıvamdaki besinleri seçerek karşılamak, bunu yaparken iyi beslenme alışkanlıkları kazandırmaktır. Çocuğun yeterli ve dengeli beslenip beslenmediği, boy ve ağırlık ölçüleri normal ölçülerle karşılaştırılarak anlaşılabilir.
İyi beslenen çocuk canlı, hareketli, neşeli ve istekli olur. Vücut yapısı normal ve sağlam görünür. Hastalıklara dirençlidir ve hastalanınca kolay iyileşir. Bu ve benzeri özellikleri taşıyan, boy ve ağırlığı normal ölçülere uygunluk gösteren çocuğun iyi beslendiği söylenebilir.
Tags: 1 yaş beslenme, 1 yaş çocuk beslenmesi, 1 yaş çocuk gelişimi, 1-6 yaş beslenme, 2 yaş çocuk, 2 yaş çocuk gelişimi, 3 yaş çocuk, 6 aylık bebeğin beslenmesi, 8 aylık bebek beslenmesi, 9 aylık bebeğin beslenmesi, 9 aylık bebek beslenmesi, bebek eşyaları, bebek hastalıkları, bebek kıyafetleri, bebek mamaları, Bebek Sağlığı, bebek tulumları, bebek ürünleri, bebeklerde diş çıkarma, bebeklerde parmak emme, bebeklerde reflü, bebeklerde zeka gelişimi, beslenme listesi, beslenme nedir, çocuk eğitimi, çocuk eşyaları, çocuk gelişimi, çocuklarda dengeli beslenme, dengeli beslenme, hamilelik diyeti, hamilelikte diyet, iki yaş, parmak emmeHayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, “Ben gerçekten aç mıyım” eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.
yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.
Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.
Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..
Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.
Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz.
Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder.
Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz.
Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: “Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum?
Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.
Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın
Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.
Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.
Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su… .
Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, “Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum.” Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.
Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.
Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.
Tags: 5 kilo vermek, acil diyet, atkins diyeti, balığın faydaları, beslenme diyet, bitkisel zayıflama ilaçları, bölgesel incelme, boş zamanlarda spor yapmanın faydaları, bulk kilo aldırıcı, dengeli besinler, dengeli beslenme, Dengeli Beslenme Kuralları, dengeli beslenme piramidi, dengeli beslenmenin önemi, dengeli beslenmenin spor üzerindeki etkisi, dengeli düzenli beslenme nedir, dengelibeslenme, diyet, diyet çeşitleri, diyet egzersiz, diyet ilaçları, diyet nedir, diyet önerileri, diyet rejim, diyet siteleri, diyet spor, diyet tarifleri, diyet yapmak, diyet yemekler, diyet yiyecekler, diyetin, diyetle zayıflama, diyetsiz zayıflama, doğal zayıflama, doğum sonrası diyet, en ucuz fx15, farketmeden diyet, gebelik beslenme, hamilelik diyeti, hamilelikte diyet, hızlı diyet, hızlı kilo verme, hızlı kilo vermek, hızlı zayıflama, isveç diyeti, karbonhidrat diyeti, kilo alma diyeti, kilo alma programı, kilo alma yolları, kilo almanın yolları, kilo verme, kilo verme yolları, kilo verme yöntemleri, kilo verme zayıflama, kolay diyet, kolay kilo verme, kolay zayıflama, meyve diyeti, mısır özü yağı, okul çocuğunun beslenmesi, protein diyeti, sağlık diyet, sağlıklı beslenme ile ilgili şiir, sağlıklı beslenme ile ilgili şiirler, sağlıklı beslenme önerileri, sağlıklı beslenmenin önemi, saglıklı diyet, sağlıklı diyetler, sağlıklı kilo verme, sağlıklı kilo vermek, Sağlıklı zayıflama, sağlıklı zayıflama diyeti, sağlıklı zayıflamak, salıklı beslenme, spor kuralları, spor sağlık, sporla zayıflama, taş devri diyeti, yağ yakan besinler, yağ yakıcı diyet, zayıflama bantları, zayiflama diyet, zayıflama diyeti, zayıflama diyetleri, zayıflama listesi, zayıflama önerileri, zayıflama yolları, zayıflama yöntemleri, zayıflamak için diyet, zayıflamak için yapılması gerekenler, zayıflamak istiyorumSağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.
Beslenme Piramidi
| Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir.Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır. |
| Karbonhidratlar:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır. |
Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.
Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde bulunmaktadır.
Yağ-şeker: Yağ ve şeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.
Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.
Dengeli Beslenme Önerileri:
Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.
Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.
Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.
Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.
Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.
Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.
Tags: 5 kilo vermek, acil kilo verme, beslenme diyet, beslenme diyetetik, beslenme listesi, beslenme nedir, beslenme sağlık gov tr, beslenme ve diş sağlığı, beslenme ve diş sağlığı arasındaki ilişki, bölgesel zayıflama, çocuklar için sağlıklı beslenme, çocuklarda sağlıklı beslenme, dengeli beslenme, detoks, diyabet beslenme, diyet, diyet listeleri, diyet listesi, diyet programı, diyet rejim, diyet spor, diyet ürünleri, diyet yapmak, diyet zayıflama, diyetisyen, diyetler, ender saraç, gebelik beslenme, hamilelik diyeti, hamilelikte diyet, hamilelikte sağlıklı beslenme, hızlı kilo verme, hızlı kilo vermek, hızlı zayıflama, incelme, isveç diyeti, kilo aldırıcı, kilo alma, kilo alma diyeti, kilo kontrolü, kilo verme, kilo verme diyeti, kilo verme yolları, kilo verme yöntemleri, kilo verme zayıflama, kilo vermek, kış sebzeleri nelerdir, kolay diyet, kolay kilo verme, kolay zayıflama, kolesterol, kolestrol, sağlık bakanlığı beslenme, sağlıklı beslenen çocuk, Sağlıklı Beslenme, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, sağlıklı beslenme diyeti, sağlıklı beslenme doğal meyveler ve içecekler iyotlu tuz, sağlıklı beslenme ile ilgili hikaye, sağlıklı beslenme ile ilgili şiir, sağlıklı beslenme ile ilgili şiirler, sağlıklı beslenme ile ilgili slaytlar, sağlıklı beslenme önerileri, sağlıklı beslenme pramidi, sağlıklı beslenme sloganları, sağlıklı beslenme ve diyet, sağlıklı beslenme ve hijyen, sağlıklı beslenme vikipedi, sağlıklı bitkiler, sağlıklı çocuk, sağlıklı diet, saglıklı diyet, sağlıklı diyetler, sağlıklı kilo, sağlıklı kilo verme, sağlıklı kilo vermek, sağlıklı saçlar için beslenme, sağlıklı ve sağlıksız beslenme, sağlıklı yaşam önerileri, sağlıklı yaşam ürünleri, sağlıklı yaşama beslenme ve sporun sağlığımıza etkileri, Sağlıklı zayıflama, sağlıklı zayıflamak, selülit diyeti, şişmanlık, taş devri diyeti, zayıflama, zayıflama bandı, zayıflama çayı, zayiflama diyet, zayıflama diyeti, zayıflama diyetleri, zayıflama ürünleri, zayıflama yöntemleri, zayıflamak, zayıflamak için diyet, zayıflamak istiyorum| Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri: SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK? ” Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun. |
Gebelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında beslenme planını yeniden gözden geçirmek, bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. İşte bunlardan en önemlileri:
SABAH BULANTILARI NASIL ÖNLENECEK?
” Fazla baharat ve bulantıya sebep olabilecek ağır ve aşırı kokulu besinlerden uzak durun.
” Kolay, sindirilen, kolay hazmedilen besinleri tercih edin.
” Aşırı yağlı besinlerden uzaklaşın.
” Yemeklerinizi oturarak, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin.
” Yatmadan önce hafif ve yağsız bir ara öğün alın.
” Küçük porsiyonlar halinde beslenmeye çalışın.
” Sabah uyanınca kızarmış ekmek, tahıl gevrekleri, kraker gibi nişastalı yiyecekler tüketin.
” Bulantı olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden uzak duran.
” Bu sorunun genellikle gebeliğin ilk 3 ayında oluştuğunu ve bir süre sonra hafifleyeceğini unutmayın.
SORUNUNUZ KABIZLIKSA
Kabızlık anne adaylarının en çok rahatsız oldukları problemlerdendir. Gebelik döneminde salgılanan değişik hormonlar bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya yol açmaktadır. Kabızlık ve bununla ilişkili hemoroit sorununun anne adaylarının canını sıkması bundandır. Kabızlık sorununu hafifletmek için:
” Daha fazla su-sıvı tüketin.
” Yürüyün
” Fiziksel aktivitenizi yükseltin
” Bağırsak çalışmasını hızlandıran besinlerden -kuru kayısı, kuru erik, incir- gibi besinlerden istifade edin.
” Posa zengini sebze ve meyveleri, bakliyat ve tahılları ihmal etmeyin.
MİDE EKŞİMESİNİ NASIL AZALTMALISINIZ?
Eğer hamilelik süreciniz mide yanma, ekşime ve kazınmalarıyla tatsız bir hale gelmişse:
” Daha sık aralıklarla beslenmeye, küçük porsiyonlar halinde besinler tüketmeye çalışın.
” Yağlı, kremalı, soslu besinlerden uzaklaşın.
” Size dokunduğunu düşündüğünüz yiyecekleri belirlemeye çalışın.
” Yüksek yastıkta yatın.
” Karnınıza basınç yapacak besinler giymeyin.
” Yemek sonralarında hafif yürüyüşler yapın.
SORUN AYAKLARINIZIN ŞİŞMESİYSE
Ayak şişmelerinin en sık görüldüğü dönem hamileliğin ilk üç aylık periyodudur. Bu dönemde alabileceğiniz basit tedbirlerle ayak şişmelerinizi azaltabilirsiniz.
” Sık giysiler, iç çamaşırları kullanmayın.
” Rahat ve geniş ayakkabılar giyin.
” Uzun süre ayakta kalmayın.
” Uzun süre oturmayın.
” Fırsat buldukça ayaklarınızın ayaklarınıza bir destek alın ve onları yükseğe kaldırın.
” İstirahat ederken vücudunuzun sol yanına yatmaya çalışın.
Gebelik dönemi özel bir beslenme planı gerektirir mi? Evet! Gebelerin beslenmelerinde bazı değişimler yapmaları gerekiyor. Bunun nedeni annenin normal metabolik düzeninin üzerine bebek gelişiminin eklediği değişikliklerdir. Yapılan araştırmalar yeterli ve dengeli beslenen annelerin daha sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğini gösteriyor. İyi beslenen annelerin gebelik sürecinde olaşabilecek problemlere karşı daha fazla direnç kazandıkları belirtiliyor. Bebeğin doğum ağırlığı, beyin ve beden gelişimi de annenin beslenmesiyle yakından ilişkili. Rahim içinde ölüm, erken doğum ve gebelik zehirlenmesi gibi sorunlarda da annenin gebelik dönemindeki beslenmesi etkili oluyor.
İhtiyaçtan az beslenme diş çürüklerine, kansızlıklara, ağırlık kaybına, kemik zayıflamasına yol açıyor. İhtiyacından fazla kalori tüketen anneleri ise; hipertansiyon, gebelik diyabeti, kilo artışı, ödem gibi sorunlar beklemektedir.
FAZLA KALORİ GEREKİR Mİ?
Gebelik döneminde günlük enerji ihtiyacı biraz değişiyor. Gebe annenin enerji ihtiyacı hesaplanırken yaşı, fiziksel aktivitesi, boyu-kilosu gibi faktörler dikkate alınmalı, gebeliğin ilk 3 ayında günlük kaloriye ortalama 100-200, 2. ve 3. üç aylık dönemlerde ise 200-350 kalori civarında kalori ilavesi yapılmalıdır. Bu değerler belirlenirken annenin beden kitle indeksi dikkate alınabilir. Annenin gebelik süresince ek proteine de ihtiyaç vardır. Anne ve bebeğin gebelik sürecinde depoladıkları protein miktarı yaklaşık 900 gr civarındadır. Bu da ortalama 3-4 gr protein depolaması demektir. Genel olarak anne adaylarına gebelik süresince normal gereksinimlerine ek olarak günde 20 gr daha protein verilmesi önerilmektedir.
VİTAMİN MİNERAL EKLEYELİM Mİ?
Gebelerin vitamin ve mineral ihtiyaçları da farklıdır. Anne adaylarının özellikle demir, iyot ve kalsiyum gibi mineral eksikliklerine karşı korunmaları şarttır. Gebe kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mgr civarındadır. Gebelikte tüketilen süt veya yoğurt miktarının 500 gr civarında tutulması ve 50-60 gr kadar peynir tüketilmesi bu ihtiyacı çoğu kez karşılamaktadır. Yeterince kalsiyum alamayan annelerde vejetaryen beslenenlerde ilave kalsiyum desteği verilebilir.
DEMİR EKSİKLİĞİNE DİKKAT!
Anne adaylarının demir ihtiyaçlarını karşılamak çok önemlidir. Kırmızı yağsız et, derisi alınmış kümes hayvanları, yumurta, balık, tam tahıllar, baklagiller, koyu yeşil sebzeler ve balık en önemli demir kaynaklarıdır. Gebe annelerde işi şansa bırakmamaları, hayvansal kaynaklı demir tüketimini arttırmaları öneriliyor. Bir gebenin ortalama olarak günde 15-20 mg civarında ek demire ihtiyacı vardır. Gebelik sürecinde meydana gelen bu ek ihtiyacı sadece diyetle karşılayabilmek genellikle mümkün olmamaktadır. Bu nedenle anne adaylarının demir içeren destekler kullanmaları tavsiye edilmektedir. Bizim düşüncemiz gebelerin demir eksikliği yönünden dikkatle izlenmeleridir. Bu hem annenin, hem de doğacak çocuğun sağlığı için çok önemlidir. Biz kalsiyum içeriği yüksek demirden zengin besinlerin öğünlerde sık sık yer almasını istiyoruz. Demir emilimini arttıran C vitamininde zengin meyve çiğ sebzelerin demirden zengin hayvansal ürünlerle birlikte tüketilmelerini tavsiye ediyoruz. Demir emilimini engelleyen çay, kahve gibi içeceklerin sınırlanmasını öneriyoruz.
Gebelik süresince bütün annelerin tuz -sodyum tüketimini dikkatle izlemek gerekiyor ama eskisi kadar katı bir sınırlama bugün pek gerekli görülmüyor. Aşırıya kaçmadan orta düzeyde bir tuz veya sodyum tüketiminin daha sağlıklı olduğu belirtiliyor.
D VİTAMİNİ VE ÇİNKOYU UNUTMAYIN
Gebeleri yakından ilgilendiren bir mineralde çinkodur. Çinko vücudun yeni dokular yapması, yeni ve kaliteli hücreler üretmesinde önemlidir. Beyin gelişiminde çinko ciddi görevler üstlenmektedir. Güçlü bir bağışıklık sistemi için de çinkoya ihtiyaç vardır. Kısacası gebe annenin de karnında büyüyen bebeğin de yeteri kadar çinko almaları şarttır. Çinko en çok kırmızı et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerinde bulunmaktadır. İmkan olduğu takdirde demir kadar çinko ihtiyacının da giderilmesine çalışılmalıdır.
Anne adaylarının vitamin ihtiyaçları da çok önemlidir. Gebelikte D vitamini ihtiyacının yerine konması önemlidir. Artan kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak D vitamini ihtiyacı da yükselmektedir. D vitamini ihtiyacını gidermek için süt ve süt ürünleri çoğu kez yeterli görülmemekte, anne adaylarının güneş ışığından da faydalanmaları, diğer hayvansal proteinlerle D vitaminleri ihtiyaçlarını gidermeleri önerilmektedir.
FOLİK ASİT ÇOK ÖNEMLİ
C vitamini gereksinimini yerine koymak daha kolaydır. Her gün sabah kahvaltısında tüketilen bir bardak portakal suyu bile bir gebenin C vitamini ihtiyacını karşılayabilmektedir. Eğer yeteri kadar sebze-meyve tüketiyorsa gebelerde C vitamini eksikliğine bağlı bir sorun genellikle görülmemektedir. Gebelerin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir B vitamini vardır: Folik Asit. Folik asit anne adaylarına özellikle ilk üç ayda çok lazımdır. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde vücudunda yeteri kadar folik asit bulunduran annelerde omurilik bölgesinde oluşan “Spina Bifida gibi doğumsal defektli bir bebek doğurma riski azalmaktadır. Folik asit gereksinimi yerine koymak için en garantili yol gebe kalmaya karar vermeden 4-5 öncesinden itibaren her gün 400 mikrogram folik asit kullanmaktır. Gebeliği takiben bu miktarın günde 600 mikrograma yükseltilmesi önerilmektedir. Folik asiti doğal yoldan karşılamak için anne adayları daha fazla koyu yeşil yapraklı sebze, turunçgil, yağlı tohumlar ve kuru baklagil tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Gebelik süresince alınan çoklu vitamin-mineral desteklerinin içinde folik asit bulunup bulunmadığına dikkat etmek gerekmektedir.
OMEGA 3 İÇİN BALIK VE CEVİZ
Biz anne adaylarının hamilelik sürecince sık sık balık, ceviz ve diğer omega-3 kaynağı besinleri tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bedeninde yeteri kadar omega-3 yağ asiti bulunduran annelerin çocuklarının beden ve özellikle beyin gelişimlerinin daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Yeteri kadar Omega-3 yağları kullanan annelerin daha sağlıklı bebekler doğurduklarını gösteren çalışmaların sayısı oldukça yüksek. Haftada 2-3 gün taze ve doğal balık tüketimi yeterli görülüyor.
Gebelik döneminde ne kadar su tüketelim? Su herkes için önemli bir besin unsurudur ama anneler için daha fazla önem kazanmaktadır. Anne ve bebeğin günde ortalama 2,2,5 litre sıvı tüketimine ihtiyaç vardır. Belirli bir miktar su tavsiyesi yerine, susadıkça bol bol su içmek bir hamile için yeterli olmaktadır. Vücudu susuz bırakmamak hamileler için daha önemlidir.
Hamilelik-beslenme ilişkisi sadece bebek ve annenin sağlığının korunması için değil, hamilelik süresince ortaya çıkan bazı sağlık problemlerinin azaltılması veya önlenmesi yönünden de gereklidir. Sabah bulantıları, kabızlık, şişmeler, mide yakınmaları bir hamilenin nasıl beslendiği ile yakından ilişkilidir. Hamilelik döneminde ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarında nasıl bir beslenme planı uygulayacağınızın yanıtını yarın vereceğiz.
BEBEĞİNİZİ SÜTÜNÜZLE BESLEYİN
Emziklilik döneminde uygulanan beslenme planı hem annenin hem de büyüyen bebeğin sağlığı bakımından çok önemlidir. Hemen belirtelim! Anne sütünün miktarını ve kalitesini etkileyen üç önemli etken var: Annenin tükettiği yiyeceklerin yeterli, dengeli ve çeşitli olması, hamilelik döneminde kazanılan yedek besin deposunun miktarı ve annenin psiklojik durumu…
Salgılanan sütteki besleyici unsurların önemli bir kısmı annenin yediklerinden sağlanır. Bu dönemde besinlerle alınan kalorinin tümü süt için harcanmamakta, vucüdun diğer ihtiyaçları için de kullanılmaktadır. Süt veren annelerde besinle alınan toplam enerjinin %80′ini süt yapımı için kullanılır. Sağlıklı bir annenin günde ortalama 800 ml kadar süt salgıladığı dikkate alındığında emziklilik döneminde annelerin günlük enerji tüketimlerine 750 kalori kadar ilave gerekir. Bu miktarın 500 kalorisini annenin gün boyunca yediklerinden, 250 kalorisi ise gebelik döneminde kazanılan depolardan sağlanacaktır. Kısacası emziren bir annenin günlük kalori ihtiyacına 500 kalori kadar bir ilavenin yapılması gerekir.
BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ!
Emzikli annelerin daha iyi ve düzenli süt verebilmeleri için özel bir şey yapmaları pek gerekmez. İşte en önemli köşe taşları
Emziren anne iseniz:
” Sütü arttırmak için enerji miktarı yüksek (tatlı, çikolata, kek, pasta, şerbetler …) besinlerden tüketmenize gerek yoktur. Şekerli besinler sütü arttırmaz. Tatlı ihtiyacı mümkün olduğu kadar sütlü tatlılardan karşılamalısınız.
” Günde 3-4 porsiyon kalsiyumdan zengin besinler (süt, yoğurt ve peynir) tüketilmelisiniz.
” Sebze ve meyveleri mutlaka her öğünde tüketilmeye özen göstermelisiniz.
” Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünlerin içerdikleri katkı maddesi nedeni ile tüketimi önerilmemektedir.
” D vitamini sadece güneşin doğrudan cilde yansıması ile sağlanır, besinlerde bulunan bir vitamin olmadığı için emzikli anne güneşten mutlaka faydalanmalıdır.
” Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.
” Kuru meyvelerin tüketimi ek kalsiyum ve demir desteği sağlar. (1 porsiyon meyve = 4 adet kuru kayısı)
” Kansızlığı önlemek için çayın yemeklerden yarım saat önce ve sonra içilmesine özen gösterilmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilebilir.
” Bu dönemde su metabolizmasında artış vardır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan sıvı miktarı yaklaşık 3 litre olmasına özen gösterilmelidir. Bu miktar pratik ölçülerle 12 su bardağı su , süt, ayran, hoşaf, komposto, taze sıkılmış meyve suları ve bitki çayları şeklinde önerilmektedir. Çay ve kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir.
” Doktora danışılmadan ilaç veya ek herhangi bir vitamin kullanılmamalıdır.
Daha detaylı bir beslenme bilgisi için deneyimli diyet uzmanlarından, doktorlardan, hemşirelerden yararlanmalısınız. Hamilelik döneminizde emzirme ve beslenme, emzirme ve egzersizler, emzirme ve psikolojik etkileri konularında bilgilenmeye çalışmanızda yarar var.
YAPMAYIN…
“ 1-2 fincan kahve içebilirsiniz. Fazlası ile sütünüzle bebeğinizi gereğinden çok kafein yüklersiniz.
” Alkol içmemelisiniz. İçtiğiniz alkol doğrudan anne sütüne ve bebeğinize geçer. Eğer “40 yılda bir bardak” alkol oranı düşük bir içki alırsanız (1 bardak şarap veya bira) hoşgörülebilir. Siz yine de emziren bir annenin alkol kullanmaması gerektiğini unutmayın!
” Nikotin doğrudan anne sütüne geçer. Gebelikte bıraktığınız sigarasız yaşam alışkanlığını emzirirken de sürdürün. Hala içiyorsanız hiç olmazsa bebeğinizin yanında içmeyin, onunla aynı odada sigara tüttürmeyin, onu zehirlemeyin. Emzirmeye başlamadan en az 2,5-3 saat önce sigaranızı söndürmüş olun!
” Kullandığınız hemen her ilacın sütünüzle bebeğinize de geçebileceğini unutmayın. Reçeteli veya reçetesiz bir ilacın bebeğinize geçip geçmiyeceğini doktorunuz veya eczacınızdan başkası bilemez, onlara danışın!
YAPIN….
Kalsiyumdan zengin bir beslenme planı yapın: Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler.
Magnezyum, demir ve çinkoyu unutmayın: Kurubaklagiller, fındık, tam buğday, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık..
B-12 ve D Vitamini alımınızı arttırın: Balık, yumurta, kümes hayvanları, et
Folat-Folik asit desteği alın: Gebelik ve emzirme döneminde günde 400-500 mcg Folata ihtiyacınız var.
Günde 10-12 bardak su için.
Çoklu bir vitamin desteği ve omega-3 kapsül ve şurubu desteği kullanın.
KEYİFLİ YORGUNLUKLARDA VAR!
Yorgunluğun keyiflisi olur mu demeyin! Duygusal veya psikolojik kökenli yorgunlukların şaşırtıcı olanları da var: Eğer tatiliniz sizi yeterince dinlendirememiş, bedensel ve ruhsal bagajınızı umduğunuz kadar hafifletememişse bırakın yorgunluk azaltmayı ilave yorgunluklara bile yüklenilse tatil sonrası bitkinlik ve enerjisizliği normaldir. Özellikle tatile giderken işini de yanında götürenlerde rahatlamayı ve huzur bulmayı tatilde bile beceremeyenlerde veya çıkacakları tatili gereğinden çok önemseyenlerde de bu sendroma daha sık rastlanmaktadır. Sonbahara hazırlandığımız bu günlerde bahar yorgunluğu riskinizin olmadığını düşünüp sevinebilirsiniz. Bahar yorgunluğuna ilişkin görüşlerimizi sonraya bırakabiliriz. Ama kış aylarında görülen uzun, güneşsiz ve kasvetli günlerin etkisi ile oluşan mevsimsel depresyona karşı uyanık olmanız gerektiğini de hatırlatalım. Özellikle uzun ve karanlık kış günlerinde eğlenmeye, dinlenmeye ve egzersize daha fazla vakit ayırmanız gerektiğini unutmayalım!
