Batık kıl nasıl önlenir…
Cilt güzelliğine gölge düşüren sorunların birisi olan ve sık sık …
Cinsellik konusunda insanların doğru bildiği birçok yanlış vardır. Bu broşürde inanılan yanlış inançları ortadan kadırabilir, cinselliğe sil baştan başlama konusunda ipuçları bulabilir, vücudunuzdaki yanlışları ve eksiklikleri bulabilirsiniz.
CİNSEL YAŞAM VE KALBİNİZ
İnsanların çoğu için “cinsel etkinlik” cinsel birleşme anlamına gelir. Ama cinsel ilişkide ilginizi çok çeşitli yollarla ifade edebilirsiniz. Yalnızca eşinize yakın olmak isteyebilirsiniz ya da eşinize dokunmak ve sarılmak isteyebilirsiniz. Cinsel ilişki sırasında birçok normal fiziksel değişiklik ortaya çıkar. Örneğin:
Uyarıldığınızda soluk alıp verme hızınız yavaş yavaş artar, teniniz kızarır, kalp hızınız ve kan basıncınız hafifçe artar.
Daha çok heyecanlandığınızda cinsel gerilim ortaya çıkar. Hem kalp hızı hem de kan basıncı daha da artar.
Orgazm sırasında bu gerilim açığa çıkar. Kalp hızı, dakikada 115 vurumluk ortalama bir tepeyle, dakikada 90 ile 145 vuruma çıkar. Kan basıncı 30-50 mmHg artar. Orgazmdan sonra kalp hızınız, kan basıncınız ve soluk alıp verme hızınız istirahat esnasında düzeylerine geri döner. Tüm bu yanıtlar cinsel ilşiki sırasında normaldir, bunları fark bile etmeyebilirsiniz. Kalp krizi ya da kalp ameliyatı geçirmiş kişiler de diğerleri gibi yanır verirler.
KALP KRİZİNDEN YA DA KALP AMELİYATINDAN SONRA CİNSEL YAŞAM
Büyük bir olasılıkla kendinizi hazır hisseder hissetmez cinsel ilişkiye yeniden başlayabilirsiniz. Ama önce dokytorunuza danışın. Bir kalp hastasının cinsel ilişkiye yönelik ilgisini;
Yaş
Ilişkinin uzunluğu ve
Daha önceki ilişki dürtüsü ve hazzı
gibi faktörler etkileyebilir. Genellikle erkekler de kadınlar da kalp krizinden ya da kalp ameliyatından birkaç hafta sonra cinsel ilişkiye yeniden başlayabilirler. Kalp kriziyle karşılaştırıldığında kalp ameliyatından sonra daha çok kişi cinsel ilişkiye yeniden başlamaktadır. Hastaların çoğu eskisi gibi sık cinsel ilişkiye girmektedirler.Ama bazıları daha az aktifdir. Bu anksiyeteye, depresyona ya da isteksizliğe bağlı olmabilir. Tıbbi tedavi ve danışmanlık bu konuda yardımcı olabilir. Bir kalp krizi geçirdikten sonra kalp atımınızın, soluk alıp vermenizin, kas gerilmesinin daha fazla farkında olabilirsiniz. Bu normal, endişelenmeyin. Orgazmı amaçlamadan eşinize dokunabilir, onu kucaklayabilir ve okşayabilirsiniz. Siz ve eşiniz perfomans talebi olmadan sevildiğinizi ve güvencede olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bu etkinlikler için çok fazla enerjiye gereksinimiz yoktur ve hastaneden çıkar çıkmaz bu etkinliklere başlayabilirsiniz. Yavaş yavaş cinsel yaşamınıza tamamen dönebilirsiniz. Kendinize daha çok güvendikçe, kendinizi kendinizle ve eşinizle daha rahat hissedeceksiniz. Birleşme diğer cinsel etkinliklerden biraz daha fazla enerji gerektirir. Çoğu kişi kalp krizinden 4 hafta kadar sonra cinsel ilişkiye yeniden başlayabilir. Kalp ameliyatından sonra bu süre genellikle iki ya da üç haftadır. Cinsel ilişki için hazır olduğunuzdan emin değilseniz, doktor fiziksel kapasitenizi ölçmek için bir egzersiz testi verebilir. Kalp hızınız ve kan basıncınız size ve doktorunuza hazır olup olmadığınız konusunda yardımcı olabilir. Cinsel ilişki sırasında semptomlar görülürse, doktorunuzun kalbinizi incelemesi gerekebilir.
PSİKOLOJİK FAKTÖRLER CİNSEL İLİŞKİYİ NASIL ETKİLER ?
Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgiyi ve kapasiteyi azaltabilir. İyileştikten sonra,
Depressif, üzgün ve ürkek olabilirsiniz;
Özellikle gündüzleri uyumada güçlük çekebilir ya da çok uyuyabilirsiniz;
Normalden daha çok ya da az yiyebilirsiniz;
Kilo alabilirsiniz ya da verebilirsiniz;
Sürekli olarak ve özellikle yemeklerden sonra kendinizi yorgun hissedebilirsiniz.
Bu duygular yaygındır. Ama çoğu zaman kalp krizinden ya da kalp ameliyatından sonraki üç ay içerisinde kaybolurlar. Depresyonunuz sürerse cinsel ilişkiyle ilgili sorunlar artabilir. Bu istek kaybı, sık sık cinsel ilişkinin bir kalp sorununa yol açacağına ilişkin yersiz bir korkuyla birleşir. Bu nedenle çiftler aylarca, hatta yıllarca cinsel ilişkiye son verebilirler. Durumun böyle olması gerekmez. Danışmanlık konusunda doktorunuzla konuşun. Kalp krizi ya da kalp ameliyatından sonra üç ile altı aydan daha uzun bir süreyle depressif olan kişiler depresyonları daha erken ortadan kalkanlardan çok daha aza cinsel ilişkide bulunurlar ve çok daha az zevk alırlar.
YAŞ CİNSEL İLİŞKİYİ ETKİLER Mİ ?
Yaşlandıkça daha seyrek olarak cinsel ilişkiye girme eğilimi gösterirsiniz. Ama ilginiz sağlıklı olduğunuz sürece devam edebilir. Yaşalnma bir erkeğin ereksiyon olma yeteneğini etkileyebilir. Ereksiyonun oluşması eskisinden daha uzun süre alabildiği ve daha fazla uyaranı gerektirebildiği için, erkekler sık sık cinsel yetenekleri konusunda endişe duyarlar. Bir kadın yaşlandıkça daha az çekici olmaktan korkabilir. Yaşlı bir kadının vaginası daha az ve yavaş ıskanır. Yaşlanmayla ilgili endişeleriniz kalp hastalığıyla birleştiğinde cinsel isteğiniz ve performansınızı etkileyebilir.
İLAÇLAR CİNSEL İLİŞKİYİ ETKİLER Mİ ?
Kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkileyebilir. Bu ilaçlar arasında aşağıdakiler yer almaktadır:
Hipertansiyon ilaçları;
İdrar söktürücü ilaçlar;
Trankilizanlar;
Antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalpatışı için kullanılan bazı ilaçlar.
Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebilir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu sürdürememe (empotans) yer alabilir. Bazı erkeklerde erken boşalma ya da boşalamama görülebilir. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite) ya da orgazm olamayabilirler. Ama bu değişiklikler başka bir nedene bağlı olabilir. Bu nedenle ilaçlarınızı bırakmayın. Doktorunuzla konuşurken utanmamaya ya da çekinmemeye gayret edin. Çoğu kez ilaç tipi ya da dozundaki bir değişiklik sorunu çözebilir.
CİNSEL İLİŞKİYE HAZIRLANMAK
Siz ve eşiniz cinsel ilişkiye çeşitli şekillerde hazırlanabilirsiniz:
Sağlıklı bir günlük diyet, egzersiz, dinlenme ve ilaç rutini edinin.
Egzersiz kendinizi daha iyi ve daha güvenli hissetmeniz için mükemmel bir yoldur. Aerobik egzersizler arasında yürüme, koşma, yüzme, bisiklet ya da dans yer alabilir. Bu etkinlikler cinsel ilişki sırasında kalp hızının artması, nefessiz kalma ya da göğüs ağrısı olasılığını azaltabilir. Önce doktorunuzla konuşun.
Sigara içiyorsanız bırakmanız gerekir.
Kendinize karşı sabırlı olun. Duygularınızı anlamaya çalışın. Siz ya da eşiniz bir kalp krizi ya da kalp ameliyatından sonra kendinizi hassas hissedebilirsiniz. Duygularınız kolayca göz yaşlarından kahkahalara ya da mutluluktan öfkeye dönüşebilir. Bu ani duygudurum dalgalanmaları genellikle geçicidir. Bu nedenle birbirinize karşı sabırlı olmaya çalışın.
Cinsel beklentilerinizi birbirinize göre düzenleyin. Kalp probleminizden önce iyi bir cinsel yaşamınız olabilir. Cinsel ilişkiye yeniden başlamaktan korkuyor olabilirsiniz, ama bunun birbirinizden keyif almanızı engellemesine izin vermeyin.
Herşeyin normale döndüğünü göstermek için cinsel ilişkiye yeniden başlamakta acele etmeyin. Siz ve eşiniz hazır olmadan cinsel ilişkiye başlarsanız, korkularınız yok olmayabilir. Hatta daha fazla sorun ortaya çıkabilir. İlk başta çok fazla şey beklemeyin. Çoğu kişi kalp krizinden ya da ameliyatından sonra cinsel yaşamını yeniden düzenlemek zorunda kalır.
Cinsel ilişkiye yavaş yavaş yeniden başlar ve olaylarıu kendi akışına bırakırsanız hiçbir risk yoktur. Cinselliğe yeniden başlamak çoğu kez eşleri birbirlerine yaklaştırır. Şefkatin ve romantizmin yeniden canlanmasını sağlar. Kalp krizi ya da ameliyatından sonra cinsel ilişki stresi azaltabilir. Özgüveninizi arttırabilir.
ÇİFT OLARAK ÇABA GÖSTERMEK
Genellikle kalp hastalığının sorunları yalnızca kalp hastaları değildir; çünkü eşleride anksiyetik ya da depressif olabilirler. Eşinizin duyguları gibi sizin duyguşlarınızda evliliğinize gerginlik katabilir. Ikinizde birbirinizin duygularını kabul etmeli, saygı duymalı ve anlamaya çalışmalısınız. Bir hastanın eşi sık sık aşırı koruyucu olduğu ve yeterince yardım edemediği için tedirginlik duyar. Çoğu durumda eşler aşırı koruyucu olurlar. Taleblerde bulunmaktan ve eşlerini rahatsız etmekten hoşlanmazlar. Ya da eşlerinin normal etkinliklerini sürdürmelerine bile izin vermezler. Eşlerin kalp hastalığı nedeniyle suçluluk duyabilirler; bunun kendi hatalarından kaynaklandığını düşünerek kendilerine eziyet ederler. Diğer aile üyeleride fazlasıyla endişeli olabilirler. Siz ve aileniz depressif ve anksiyetik iseniz ciddi çatışmalar ortaya çıkabilir. Bir kalp krizi ve kalp ameliyatı sizin ve eşinizin her zamanki rollerinizi değiştirebilir. Örneğin eşiniz evin geçimini sağlayan kişi olmak zorunda kalabilir ya da daha önce sizin üstlendiğiniz ya da paylaştığınız ev işlerini tamamen üstlenmekten hoşlanmayabilir. Her iki durumda da eşiniz hastalıkla baş etmeniz ve uyum sağlamanızda önemli bir rol oynayacaktır. Eşler sık sık cinsel ilişkinin içerdiği riskler ve cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan kariyak semptomlar nedeniyle kaygı duyabilirler. Hastanın cinsel problemleri ve ilişkideki diğer sorunlar nedeniyle kaygılanabilirler. Eşiniz öfke ve düş kırıklığı hissedebilir. Bir çiftin her zaman cinsel sorunları olabilir. Bir kalp krizi ya da ameliyatından sonra bu sorunlar ağırlaşabilir. Yaygın olarak duylan yakınmalar şunlardır:
Eşin cinsel ilişki için yanlış zaman seçmesi;
Gevşeyememe;
Ilgisizlik; ve
Ön sevişmenin yetersizliği.
Kural olarak, bir çift cinsel ilişki konusunda hastalıktan önce ne kadar sık yakınıyorsa hastalıktan sonra o kadar seyrek cinsel ilişkiye girmektedir. Sorunlar üzerine konuşun. Cinsel gereksinimlerini ve kaygılarını tartışan çiftler sorunlarıyla daha iyi baş eder gibi görünmektedirler. Iyi iletişim erken ve daha iyi cinsel ilişkiye yol açabilir. Çiftler ayrıca kaygılarını ve korkularını doktorla da konuşmalıdırlar. Bu tek başına ve birlikte yapılabilir
CİNSEL İLİŞKİYE YENİDEN BAŞLAMANIN KURALLARI
Bu kurallar sizin ve eşinizin tam bir cinsel etkinliğe yeniden başlamanıza yardımcı olabilir:
Her ikinizinde dinlenmiş ve stressiz olduğunuz bir zamanı seçin. Cinsel ilişki için en iyi zaman dinlendirici bir gece uykusundan sonra sabah erken ya da kısa bir gündüz uykusu sonrasıdır.
Iyi bir yemekten sonra cinsel ilişkiye girmeden önce 1-3 saat beklemek en iyisidir. Böylece gıdaların sindirilmesine izin verilir. Diğer fiziksel aktiviteler gibi gıdaların sindirilmesi daha fazla kan gerektirir. Gıdaları sindirmek için çok kan kullandığınızda kalbiniz kan gerektiren diğer etkinlikler için daha fazla çalışmak zorunda kalır.
Rahatsız edilmeyeceğiniz, tanıdığınız, huzurlu bir yer seçin.
Cinsel ilişkiden önce reçete edilmiş ilaçlarınızı alın.
Bir kalp krizinden ya da ameliyatından sonra, insanların %75’i ön sevişme biçimlerini ya da cinsel pozisyonlarını değiştirmezler. Bazıları için kalp hastasının altta olması daha iyidir ama kalp ameliyatından hemen sonra insizyon nedeniyle rahatsızlık hissedebilirsiniz. Bu durumda eşinizle yüz yüze gelecek şekilde ya da eşiniz önünüzde ya da arkanızda olmak üzere yan yatın. Bu pozisyonlar göğüs duvarına daha az baskı yapar ve nefes almanızı kolaylaştırır. Nefes alıp vermekte güçlük çekiyorsanız eşinizle yüz yüze bir sandalyeye oturabilirsiniz. Ayaklarınızı yere koyabileceğiniz kadar alçak, geniş tabanlı sandalye kullanmak en iyisidir. Hemşireniz ya da doktorunuz cinsel tercihlerinizi ve alternatiflerinizi tartışmanıza yardımcı olabilir. Mastürbasyon bazı kişilerin kendine güvenmelerini yeniden kazanmalarına ve birleşmeye geçişin kolaylaşmasına yardımcı olabilir. Daha az kardiyak yanıta yol açar ve vücudun metabolik enerjisini daha az kullanır. Çiftler kardiyak semptomlardan korktukları için ya da cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedebilirler ama yinede sarılarak ve okşayarak iyi bir ilişki kurabilirler.
CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA BELİRTİLER ORTAYA ÇIKARSA NE YAPMALI ?
Cinsel ilişki sırasında kalbiniz daha hızlı ve daha güçlü atar, teniniz kızarabilir ve nemlenebilir. Bu değişiklikler normaldir. Kalpteki gerilimin semptomu değildir. Kalbin, yükünü kaldıramadığını gösteren angina semptomları şunlardır:
Çenede, boyunda, kolda, göğüste ya da midede bir basınç, ağrı ya da rahatsızlık hissi;
Belirgin nefes alma güçlüğü; ve
Çok hızlı ya da düzensiz kalp atışları.
Cinsel ilişki sırasında bu semptomlardan herhangi biri ortaya çıkarsa, eşinize durumu bildirin, etkinliğinizi azaltın, dinlenin ve doktorunuzun reçetesine göre ilaç alın. Semptomlar yok olunca cinsel etkinliğe yeniden başlayabilirsiniz. Semptomlar ilaçlarla gerilemez tya da cinsel ilişkiye yeniden başladıktan sonra tekrarlarsa tıbbi yardım isteyin. Aşağıdaki durumları doktorunuza bildirin:
Cinsel ilişkiden sonra uymakta ya da dinlenmekte güçlük çekiyorsanız;
Angina yeri, sayısı ya da şiddetinde bir değişiklik farkederseniz; ya da
Tags: cinsellik nasıl olmalı, cinsellik nasıl olur, cinsellik nasil sevisilir, cinsellik ne demek, cinsellik nedir, kadın ve cinsel hayat, kadın ve cinsel ilişki, kadın ve cinsellik, kadının cinsel arzuları, kadının cinsel isteği, kadının cinsel isteği nasıl anlaşılır, kadının cinsel istekleri, kadının cinsel isteksizliğiCinselliği merak ettikleri için soran çocukların azarlanmamaları konusunda uzmanlar uyarıyor. ” Ayıp, günah ” diyerek azarlanın çocukların ilerki cinsel yaşamlarında olumsuz bir çok etki ile karşılaşacaklarına uzmanlar dikkat çekiyor.
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan araştırmalar, ortaokul ve lise düzeyindeki gençlerin cinsellikle ilgili sağlıklı bilgilere sahip olmadıklarını, bundan kaynaklanan ciddi sorunlar yaşadıklarını gösteriyor. Uzmanlar gençlerin yaşadıkları sorunlarda ailenin çocukluk döneminde cinsellikle ilgili sağlıklı bilgi vermemesinin de etkili rol oynadığına dikkat çekiyorlar.
Uzmanlar, çevresini ve dış dünyayı tanımaya çalışan çocukların özellikle 3 yaş civarında anne ve babalarına hemen her konuda soru sormaya başladıklarına dikkat çekiyorlar. Bu sorulardan cinsel içerikli olanlara verilecek yanıtların pek çok anne ve babayı zorladığını vurgulanmaktadır. Bu durum ebeveynlerin cinsellikle ilgili tutumlarıyla ilgili olabiliyor. Ama, son derece açık ve rahat oldukları düşünülen anne-babalar bile böyle bir durumla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını, neyi, nasıl anlatacaklarını bilemeyebilmekteler.
Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel duygular değil, onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerine dair meraklarının yattığı hatırlatılıyor. Bunun çocuğun uzaya, gezegenlere ya da hayvanların yaşayışlarına olan meraklarından farklı olmadığı vurgulanıyır. Anne-babanın cinsel içerikli sorular karşısında yaşadıkları gerginliğin, bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik anlayışını yetişkin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklandığı belirtiliyor.
Ülkemizde çoğu ailede cinselliği çağrıştıran sorular ve bu konudaki konuşmalar yasaktır, ayıptır. Çocuk herhangi bir soru sorduğunda ya azarlanır, ya da anne-baba bu soruyu nasıl yanıtlayacaklarını bilemedikleri için konu bir şekilde kapatılır. Sonuçta merakı giderilmeyen çocuk sorusunun cevabını aramaya devam edecektir ve bu konuyu yeterince bilmeyen birilerinden yalan yanlış bir şeyler de öğrenebilir.
Çocukların aileleri tarafından sağlıklı bir biçimde bilgilendirilmesi uzmanlara göre çok önemli. Eğer anne ya da baba çocuğu cinsellikle ilgili bir soru nedeniyle azarlarsa çocuğun suçluluk hissetmesi, cinselliğin, ayıp,günah veya pis bir şey olduğunu düşünmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu düşüncelerin çocuğun ileriki cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceğini söylenirken verilmesi gereken eğitimin sınırları çizilmektedir.
Tags: cinsellikte çocuğun soruları, çocuğun cinsel yaşamı, çocuk ve cinsellik, gençler ve cinsellik, gençliğin cinsellik imtihanı, gençliğin cinsellik sorularıHPV’nin DNA’lara yerleşmesiyle ortaya genital siğiller çıkar. Virüsü taşıyan yada lezyonlu olan kişinin parnerine teması ile bulaşır.
Bunlar yüzeyde kabarık, koyu kahverengi, irili ufaklı bazen kanayabilen, çabuk yayılım gösteren karnıbahar görünümündeki ağrısız oluşumlardır. Siğiller genellikle genç erişkin grupta görülür. Ortalama başlangıç yaşı 16-25´tir. Siğiller enfeksiyon alındıktan 1-6 ay sonra gelişir. Ancak virüs çoğalması genellikle 6-9 aydır. HPV adı verilen virüs kültür ortamlarda belirlenemiyor. Moleküler biyoloji tetkikleri ile tespit ediliyor. 70´den fazla tipi bulunuyor. HPV cinse yollu bulaşıyor. Genital kanserlerin oluşumunda etkili olduğu biliniyor. Dünyada seksüel olarak aktif kadınların yüzde 30´unun HPV virüsünü taşıdığı düşünülüyor. Vajinal, anal ilişki veya herhangi bir cinsel temas sırasında hastalıklı kişiyle doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Çoğunlukla semptomsuz seyrettiği için kadın ve erkeklerde gerçek görülme sıklığının bilinmesi güçleşiyor.
Siğiller vücudun her tarafında çıkabilirler. Ama genital bölgede görülen siğiller diğerlerinden farklıdır. Sinsi bir biçimde yayılırlar. Kıl batmalarının siğillerle bir ilgisi yoktur. Genital siğiller tek tek görülebildikleri gibi çok büyük boyutlara da ulaşabiliyorlar. Hastalık genellikle belirti vermiyor. Hastanemize gören hastalar arasında genital siğilleri sıklıkla görüyoruz. Hastalar farklı şikayetlerle geliyorlar. Bazı hastalarımızda tedaviye yanıt vermeyen vajinal yanma, kaşıntı yakınmaları gözlüyoruz. Bazıları ağrılı cinsel ilişkiden yakınıyor. Bazılarında da sık sık tekrarlayan genital siğil şeklinde ortaya çıkıyor. Hastalarımızın öyküsünü dinlediğimizde bir bölümünün de siğili olan bir cinsel partneri olduğunu öğreniyoruz.
Siğiller dış cinsel organlarda, vajinada rahim ağzında, makat ve idrar kanalı çevresinde görülebiliyor. Genital siğillerin teşhisi pap smear testiyle saptanabiliyor. Genital siğile neden olan virüsler içinde bazılarının kansere yol açtığı biliniyor. HPV tip 16, 18, 31, 33, 35 rahim ağzı kanserlerinden sorumludur. Virüs DNA´ya yerleştiği için hiçbir zaman tam anlamıyla vücuttan atılamıyor.
Tags: genital siğil, genital siğil belirtileri, genital siğil nasıl bulaşır genital siğiller kendiliğinden geçer mi, genital siğiller genital siğil tedavisi, genital siğiller hpv, genital siğiller nasıl bulaşır, genital siğiller tedavisi, HPV virüsü, hpv virüsü belirtileri, hpv virüsü nasıl bulaşır, hpv virüsü nedir, hpv virüsü tedavisiSevişirken ve seks sırasında ne kadar efor harcıyorsunuz? Sevişme ve seks esnasında kalp-damar hastalığı yaşayan kişilerin kalp sorunu yaşayıp kalp krizi geçirme korkusu cinselliğin tam olarak yaşanamamasına neden olabiliyor. Peki, bu gibi durumlarda ne yapmak lazım? İşte ayrıntılar…
Hattat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, kalp hastalarının en büyük korkularından, çekincelerinden birinin seks yapmak olduğunu ve bu nedenle kalp-damar hastalığı yaşayan birçok kişi seksin tehlikeli olduğunu düşünüp cinsellikten tamamen vazgeçtiğini belirtiyor.
Üstelik bu durum sadece erkekler için geçerli değil. 40-60 yaşlarında kadar erkeklerde daha fazla görülen kalp hastalıkları, menopoz sonrası hormon değişimleriyle kadınları da etkiliyor. Bu durumda hem erkek hem kadın, hem de partnerlerin cinselliğe dair endişeleri çoğalıyor.
Seks kalp hastalarının yeni ilacı
Ancak Prof. Hattat’ın açıklamalarına göre; kalp hastalığının cinselliğe engel olmadığı, hatta kalp performansını yükselterek ömrü uzattığı biliniyor.
Seks sırasında ne kadar efor harcıyorsunuz?
Aslında seks için gereken enerji öyle çok fazla değil. Araştırmalar birçok çiftin cinsellik için 5-15 dakika harcadığını gösteriyor. Seks sırasındaki oksijen tüketimi 1 veya 2 kat merdiven çıkmaya eşit. Bir çok kişi için cinsellik için gereken enerji bir eşya taşımak, orta şiddette 20 dakika yürüyüş yapmak, bahçe ve ev işleriyle uğraşmaktan fazla değil.
Normalde cinsellik esnasında kalp hızı dakikada 110-130 atım arasında oluyor. Bu da hafif-orta şiddette yapılan bir egzersize eşit bir rakam. Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) yaklaşık 2 katına yani 120 mm Hg’den ortalama 150-180 mm Hg’ye, bazı durumlarda ise 240 mm Hg’ye kadar çıkabiliyor. Solunum hızı da dakikada 16-18 nefesten yaklaşık 60 nefese çıkıyor. Bu rakamlar erkekler için biraz daha yüksek olabiliyor. Bu durum özellikle erkeğin üstte olduğu pozisyonlarda görülüyor.
Sonuçta cinsel ilişki kalp hastalarına çok fazla yük bindiren bir durum değil. Ancak aldatma gibi stres yaratan durumlarda ve farklı aktivitelerde kalbin üzerindeki yük biraz daha fazla.
Seks kalpten ölümleri arttırır mı?
Oysa cinsel aktivite sonrası içinde kalp krizi geçirme riski veya cinsellik esnasında kalpteki sorunlara bağlı ölümler oldukça nadirdir. Sağlıklı bir kişide seks sonrasında kalp krizi görülme riski yaklaşık 1 milyonda 2,5’tur. Bu rakam daha önce kalp hastalığı geçiren kişilerde 1 milyonda 25’e kadar çıkar. Ancak yine de oldukça düşük bir risk söz konusudur.
Örneğin yapılan bir çalışmaya göre 5500 koroner problemlere bağlı ölümlerin yalnızca %1’i sekse bağlı olarak gelişmiş. Bunların da çoğu evlilik dışı ilişki olduğundan suçluluk, endişe ve acelecilik hislerinin bu ölümlere katkıda bulunduğu düşünülüyor. Ancak özellikle erkekseniz, daha önceden geçirilmiş bir kalp krizi hikâyeniz varsa ve aşırı hareketsiz bir hayat tarzı sürüyorsanız riskinizi arttırdığınızı bilmelisiniz.
Hangi pozisyonlar kalbe daha faydalı?
Tags: cinsel doyum, cinsel hayat, cinsel haz, cinsel huzur, cinsel mutluluK, cinsel yaşam, cinselliğin tam yaşanamaması, cinsellik, efor harcamak, erkek üstte, kadın üstte, kadının üstte olduğu pozisyonlar, kalbe faydalı cinsel pozisyonlar, kalbe faydalı pozisyonlar, kalbe faydalı seks pozisyonları, kalbe faydalı sevişme pozisyonları, kalbe faydalı sevişme teknikleri, kalp damar hastalığı, kalp hastalarının ilacı, kalp krizi geçirme korkusu, Kalp Sağlığı, kalp sorunları, kalp sorunu, kalpten ölümler, mastürbasyon, oral seks, seks esnasında, seks sırasında, sevişirken, sevişme, tehlikeli seks, yan yanaAlman ve İsrailli bilim adamlarının ortaklaşa yaptığı çalışma sonucunda kısırlığı yok edecek bir yöntem bulundu. Erkeklerin sperm sorununa çare olacak bu buluş fareler üzerinde denendi ve olumlu sonuçlara ulaşıldı. Farelerin testis hücresi değiştirilerek sperm hücresi haline getirilen bu buluş hakkında detaylı bilgiler sizlerle…

“Sonuç almak birkaç yıl sürecek”
Tags: erkeklerde kısırlığı önleme, erkeklerde kısırlık, erkeklerde kısırlık tedavisi, kısırlığa çare, kısırlık, kısırlık çaresi, kısırlık tedavileri, kısırlık tedavisi, kısırlık ve tedavisiAdet olmayla alakalı düzensizliklerin ihmale gelmemesi gerekiyor. Aski taktirde erken tanıyla yokeldilebilecek bir çok hastalık ilerleyip daha kötü bir durum halini alabiliyor.
Üreme çağındaki kadınlarda görülen adet düzensizlikleri, başta hormonal bozukluklar olmak üzere miyom, polip, kist gibi iyi huylu oluşumların habercisi olabildiği gibi enfeksiyon ve kanserin de belirtisi olabiliyor.
Genellikle 28-30 günde bir adet görüldüğünü belirtiliyor. Bazı kadınlarda bu düzen 1 hafta önce veya 1 hafta geç olarak görülür ki bu da normal sayılmaktadır.
Adet düzensizliği nedir?
Adet düzenini izlemek için son adetin ilk günü ile gelecek adetin ilk günü arasındaki zaman dilimine dikkat edilmesi gerekiyor. Üreme çağında bir kadının yumurtalıkları her ay bir yumurta üretir. Eğer kadın o ay gebe kalmazsa (ki bu yaklaşık geçen adetin birinci gününden itibaren 14.-16. günler civarıdır) gebeliğe hazırlanmış rahim içi zarı adet kanaması olarak dışarı dökülür. Bu dökülme kanaması 4-5 gün sürer ve adet kanaması olarak adlandırılır. Eğer bir kadın 22 günden erken ya da 40 günden geç adet görüyorsa düzensizlikten söz edilebilir.
Kanamaların miktarı çok önemli
Adet düzensizliğinin nedeninin belirlenmesinde kanamanın miktarı da büyük önem taşıyor. Adetlerin hiçbir düzeni yoksa, sürekli kanıyor veya uzun süre hiç kanamıyorsa bu durumu düzensizlik olarak değerlendirmek gerekmektedir. Miktar olarak çok az veya aşırıysa bu da bir düzensizliktir. Kanamanın çok olması 7 günden uzun süren ve gün içinde aşırı pet değişimine sebep olan, parçalar içeren adetleri kapsar. Bu tip kanamalar genellikle hastalarda kansızlığa da sebep olur. Az adet kanaması 1 gün süren ve pet değiştirmeye bile gerek bırakmayan kanamalardır. Hormonal nedenlerle olabileceği gibi enfeksiyona bağlı da olabilir. Kürtaj veya bazen sezaryen ameliyatı sonrası da ortaya çıkabilir.
Tags: adet düzensizliği ne demek, adet düzensizliği neden olur, adet düzensizliği nedenleri, adet düzensizliği nedir, adet düzensizliği nelere yol açar, adet düzensizliğinin zararları, ergenlik döneminde adet düzensizliği, neden adet gecikir, neden adet gecikmesi olurCinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon hastalığı olan belsoğukluğuna, üreme kanalında, sıcak ve nemli yerlerde yayılın bulaşan bakteriler neden olur ve hem erkeklerde hem de kadınlarda görülen bir rahatsızlıktır.
Kadınlarda; rahim ve fallop tüplerinde, erkek ve kadında idrar yolunda, ağız, göz, boğaz ve anüste gelişebilir.
Bu hastalığa sahip olabilecek biriyle cinsel ilişkiye girdikten sonra gözlerinize dokunmayın, göze mikrop bulaştırabilirsiniz ve göz iltihabına maruz kalabilirsiniz. El sıkışma ya da tuvalet yolu ile bulaşmaz.
Hamilelerde bel soğukluğu ise, bebeğin yaşamını tehdit eden eklem enfeksiyonu ya da kan enfeksiyonu körlüğe neden olmaktadır.
Enfeksiyon raporlarına göre, 2007 yılında, Amerika ve Afrika’daki genç kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla bel soğukluğu tespit edilmiştir.
Tags: adet dönemi kanamaları, ağrılı adet kanamaları, ağrılı bağırsak enfeksiyonları, ağrılı cinsel ilişki, anüs enfeksiyonu, bel soğukluğu, belsoğukluğu belirtileri, belsoğukluğu hastalığı, belsoğukluğu hastalığının belirtileri, belsoğukluğu hastalığının tedavisi, belsoğukluğu tedavisi, cinsel bölge bakterileri, cinsel enfeksiyonlar, Cinsel Hastalıklar, cinsel ilişki sırasında ağrı, cinsel organ, cinsel organda ağrı, cinsel organda akıntı, cinsel organda kaşınma, cinsel temas, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, diyet, eklem enfeksiyonu, erkeklerde belsoğukluğu, fallop tüpleri, idrar sırasında ağrı, idrar sırasında yanma, idrar testi, idrar yolu sorunları, kadınlarda belsoğukluğu, kan enfeksiyonu, kanlı idrar, körlük, rahim, üreme kanalı hastalığı, vajina, vajinal akıntıTıp dilinde gonore adı verilen ve bir çeşit zührevi hastalık olan belsoğukluğu hastalığı, cinsel yolla bulaşan hastalıkların içinde en sık karşılaşılan rahatsızlıkların başında gelir ve hem kadının hem de erkeğin idrar sorunları yaşamasına neden olur.
Erkeklerde, idrar yollarında acıma, yanma, şişlik ve akıntı ile belirir. Akıntı cerahatlidir. Bu cerahat ellere bulaşacak ve eller de gözlere sürülecek olursa, körlüğe neden olabilir.
Kadınlarda da, beyazımtırak cerahatli akıntı, sık sık idrara gitme, idrar yaparken ağrı ve yanma ile kendini gösterir. Üreme organlarında akıntı görüldüğünde, mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde kendisinde bel soğukluğu görülen, bu hastalığı cinsel ilişkide bulunduğu herkese bulaştırır.
İdrar tutukluğu
Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir.
Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır.
İdrar yollarında yanma
İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır.
İdrar yolları iltihabı
İdrar torbası iltihabı idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır.
Tags: acılı idrar, akut retansiyon, alkol tüketimi, apandisit, aybaşı kanamaları, bel soğukluğu, belsoğukluğu, belsoğukluğu hastalığı, böbreklerde taş, cerahatli akıntı, cinsel ilişki sorunları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, endometri, erkeklerde kısırlık, Gonore, idrar sorunları, idrar torbası, idrar tutukluğu, idrar tutukluğunun nedenleri, idrar yapamama, idrar yaparken ağrı, idrar yaparken yanma, idrar yollarında acıma, idrar yollarında akıntı, idrar yollarında kusur, idrar yollarında şişlik, idrar yollarında yanma, idrar yolu enfeksiyonları, idrar yolu hastalıkları, kadınlarda kısırlık, kısırlık, mesane felci, mesane iltihabı, mesane uru, mesanede görülen hastalıklar, prostat büyümesi, prostat iltihabı, rahim düşüklüğü, rahim içi iltihabı, rahim iltihabı, rahimde parça kalması, sıcak su banyosu, sıcak su masajı, sık idrara gitme, sinir hastalıkları, ülser, üreme organlarında akıntı, üşütmek, yumurtalık iltihabı, zührevi hastalıklarGünlük hayatımızda artık normal gibi karşılayıp da tüketimini pek de önemsemediğimiz bitkilerin cinsel sorunlara ve cinsel güç eksikliğine iyi geldiğini biliyor musunuz? İşte cinsel güçsüzlük sorununu çözen ve cinsel gücü artıran faydalı bitkiler…
Badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek yararlıdır.
Enginar, cinsel gücü artırır ve vücudu kuvvetlendirir.
Fındık, iktidarsızlığa karşı fayda sağlar ve enerji verir.
Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.
İncir, cinsel isteği artırır. Bol miktarda yenilebilir, enerji de verir.
Karabiber, iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.
Tags: afrodizyak etkisi, bademin faydaları, cinsel dürtüyü artırmak, cinsel güç, cinsel güç nasıl artar, cinsel güçsüzlük şikayeti, cinsel güçsüzlük sorunu, cinsel güçsüzlük sorununun çözümü, cinsel gücü artıran besinler, cinsel gücü artıran bitkiler, cinsel gücü artıran yiyecekler, cinsel gücü artırıcı etki, cinsel gücü artırmak, cinsel hastalıkların tedavisi, cinsel içgüdü, cinsel ilişki, cinsel istek nasıl artar, cinsel sağlık, doğal afrodizyaklar, doğal besinler, enginarın faydaları, erkeklerde cinsel isteği artırmak, fındığın faydaları, havucun faydaları, iktidarsızlığa iyi gelen bitkiler, iktidarsızlık, incirin faydaları, kadınlarda cinsel isteği artırmak, karabiberin faydaları, kerevizin faydaları, maydanozun faydaları, mutlu cinsel yaşam, sağlıklı cinsel yaşam, salepin faydaları, sperm miktarı, terenin cinsel istek artırıcı etkisi, terenin faydalarıBirçok hastalığın ve rahatsızlığın ana maddesi olarak gösterilen stres, kişinin bu duruma verdiği psikolojik tepkiler dolayısıyla saç dökülmesine neden olabilmektedir.Genellikle saç dökülmesine neden olan stres biçimleri; sevilen birinin ölümü, sevgiliden ayrılık, iş kaybı ve diğer tüm ciddi stres tiplerinde görülmektedir. Tıp dilinde bu durum telojen affeluvium olarak adlandırılırken, kronik, sinsi, yavaş gidişli saç dökülmeleri, dış etkilerin yanında psikonevrozlar ve kronik anksiyet nedeniyle de görülebilir.
Tıpta Alopesi areata olarak adlandırılan saç kıran sorunu da stres gerekçesiyle ön plana çıkarken, 2 ile 2.5 santimetre çapında dairesel saç dökülmeleri gerçekleşebilir. Bu durum her iki cinste de görünebilirken, çoğu vaka stres sonucunda kendiliğinden iyileşir.
Tags: saç dökülme nedeni, saç dökülme nedenleri, saç dökülmesi, saç dökülmesi doktor, saç dökülmesi nasıl engellenir, saç dökülmesi nedeni, saç dökülmesi nedenleri, saç dökülmesi saç dökülmesi bakımı, saç dökülmesi tedavisi, saç dökülmesine çözüm